Risale-i Nurlar ve lügat meselesi

www.sorularlasaidnursi.com

Risale-i Nur’daki hakikatleri okuyup anlamak, kabul edip amel etmek nefsimize zor geldiği için hatıralara yöneliyoruz. Hikâye gibi anlatıp dinletiyoruz.

Bir kısmımız da işine geldiği gibi yorumlayarak, anlatılan hatıralardan hüküm çıkarmaya, kendi haklılığımıza delil göstermeye çalışıyoruz.

Maalesef durum bu…

*

Hatıradan hüküm çıkarıp kafası karışan biri soruyor…

Üstad’ın hizmetkârı Hüsnü Bayramoğlu’ndan naklen: “Bir gün Üstadımızın huzuruna, Ankara’dan Atıf Ural’la talebeler geldi. Üstadımızdan gençlerin Risale-i Nur’u iyi anlamaları için sayfa altlarına kelime anlamlarını, lügatlarını yazsak olur mu diye sordular.

Hz. Üstad, “Risale-i Nur, yüksek marifet-i İlâhiye dersi veriyor. Risale-i Nur tahkiki, tefekkürî iman dersleri verdiği için o anda okurken bilemediği kelimeyi öğrenmek için sayfanın altına bakarsa huzuru bozulur, manayı dağıtır, istifade edemez. Feyiz alamaz. Tefekkürî iman derslerinin feyzine ve istifadesine mani olur. Onun için izin vermiyorum” dedi. (Kaynak: Risale Ajans)

Bu kaynak güvenilir mi? Yeni Asya Neşriyat’ın dipnotlu ve lügatli Risalelerinin durumu ne olacak?

*

Biz de diyoruz ki:

Değerli kardeşim,

Risale-i Nurlar bize hakikat dersi verir. Ancak anlatılan hatıralar dinleyerek anlatanların anlayışına ve ondan duyup anlatanlara göre değişiklik arz etmektedir. Anlatanlar kendi hissiyatlarına göre anlayıp anlatmaktadırlar. Bu sebeple anlatılan hatıralar Risale-i Nur hakikatleri ile çelişmediğine, Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine uygun olup olmadığına ve anlatanların Risale-i Nur meslek ve meşrebine sadâkatine göre değerlendirilmelidir.

Bu birinci husus…

İkincisi: Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında Mehmet Feyzi Efendi’ye lügat hazırlamasını emir buyurmuşlar. O da, “Asa-yı Musa”nın arkasına 600’e yakın kelimeden oluşan bir lügat hazırlayarak Üstada gönderir ve duâsını alır.

Bediüzzaman Emirdağ Lâhikasındaki bir mektupta ondan sitayişle bahseder. (Emirdağ Lâhikası, 386.) İhsan Atasoy “Mehmet Feyzi Efendi” isimli kitabında bu hususa geniş yer verir. (Mehmet Feyzi Efendi, s. 35-383.)

Sayfanın altına bakınca huzur bozuluyor, feyiz kaçıyorsa kitabın arkasına bakınca daha çok bozulmaz mı? Mânâ dağılmaz mı? Ayrı bir lügate baksa Risaleden daha uzaklaşmaz mı? Bu durumda Lügat’e bakmanın yasaklanması lâzım! Bediüzzaman’ın talebelerinden Abdullah Yeğin “Yeni Lügat”ını neden yazdı acaba?

Üçüncüsü: İhsan Atasoy Ağabeylerin hatıralarını toplayıp kitaplaştırmıştır. Hüsnü Bayram Ağabeyin hayat ve hatıralarını toplamış, ama Hüsnü Ağabey, “Ben vefat edince bu kitabı bastırın” dediği için henüz yayınlanmadı. Bir gün Risale-i Nur dersinde bundan bahseden Atasoy yukarıdaki hatırayı anlattı.

Ancak şöyle:

“Üstadım sayfanın yanına bir çizgi çeksek, oraya kelimeleri yazsak veya altına bir çizgi çeksek ve oraya kelimeleri yazsak ne dersin?” deyince Üstadımız, “Olur kardeşim… Ancak lügatle fazla meşguliyetle manayı dağıtmamaya dikkat etmeli” demiştir.

İhsan Atasoy devamla: “Üstadımız buna karşı olsaydı ‘Olur kardeşim’ demez, ‘Olmaz kardeşim’ derdi. Bu sebeple Yeni Asya Neşriyat’ın yaptığı sayfa kenarına kelimeleri koyması doğrudur, güzel bir hizmettir” dedi…

Bu hatıranın İhsan Atasoy tarafından anlatılan şekli budur.

*

Son olarak…

Çeşitli kaygılarla Risale-i Nurlar devlet tekeline alınıp Diyanet’in uhdesine verildiği günlerde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez başkanlığındaki Risale-i Nur’ları neşreden yayınevleri toplantısına Yeni Asya Neşriyat Koordinatörü Abdullah Eraçıkbaş da katılmıştı.

Bu toplantıda M. Görmez, “Bir akademisyen olarak ben Risale-i Nurların dipnotlu ve lügatçeli olarak basımına taraftarım. Ancak ağabeyler böyle olsun istemiyorlar. Sizler ne diyorsunuz?” diye sorar…

Abdullah Eraçıkbaş da “Efendim onlar böyle diyorlar, ama onların bütün dijital ortamda hazırladıkları ve neşrettikleri Külliyatların hepsinde lügat ve âyetler ile hadislerin açıklaması bulunmaktadır. Buna ne diyeceğiz?” deyince hiçbirinden ses çıkmamıştır.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ BENZER MAKALELER

14 Yorum

  1. Risale-i Nurun devlet tekeline verilmesinden acizane anladığım meselelerden bir tanesi şudur: Piyasada değişik yayınevlerinin neşrettiği risaleler vardır, ancak en çok beğenilen ve satın alınan tab yeni asyanın tabıydı. Yeni Asya’ya muhalif yayınevi sahipleri bir kısmı bu durumu kabullenemediler, yeni asyayı ekonomik yönden çökertmek istediler 26 sene önce yapılan darbe de bunun içindi. Yoksa, der kenar kavram manaları faydalıydı zararlı değildi. Çok da istifade ediliyordu. Anlattığım, sebeplerden sadece bir tanesidir. Çok daha mühim sebepleri de vardır. Kısacası bir taşla birkaç kuş vurulmak istendi. Buna cemaatlerin içinden bazılarının öncülük etmesi ve aslına uygun basım meselesini ön plana çıkarmaları ise bir kamuflajdı. Son derece iyi planlanmış bir senaryoydu. Ancak Allahın da bir planı vardı, Onların ki tutmayacak inşaallah.

  2. Çok, hem de çok istifade ettim. Bu konuyu fazla konuşamıyoruz. Bu bilgileri de birileri çıkıp yazmayınca okuyamıyoruz, kavrayamıyoruz. Belki daha önce kaleme alınmıştır fakat, bize bugün nasip oldu. elinize sağlık.

  3. Çok teşekkür ederiz. Fevkalade güzel aydınlattınız. Dinde hassas olduğunuz kadar muhâkeme deki vukufiyetinizi de ıspat ettiniz. Kaleminize sağlık.

  4. Allah razı olsun. Kafamda oluşan soruların tam olarak cevabını buldum. Etrafta çok silik sözler dolaşıyor. Maalesef farkında olmadan hissetmeden yeterince sorup soruşturmadan o sözlerin kalbimize girip yerleşmesine ve diğerlerini etkilemesine izin veriyoruz.

  5. 1- dijital ortam kitap okuma programlarını hazırlayan kimseler Üstadımızın varisi değil. Sadece varis ağabeylerimizin tab ettiği risale sayfalarına gore program hazırlayan eşhastır.

    2- diji risale olması ve yanında kütüphane gezdiremeyecek olması sebebi ile bu calislamara öyle yuklenmis.

    3- hem ağabeyleri kál’e almayıp hem de onları gene referans göstermemiz ise bir tezattır.

    4- M.Feyzi ağabey lügatı hazırlar ve ispartaya gönderir Husrev ağabey ise alır kendi içtihadı ile A. Musa ahirine derceder. Üstadımızın haberi olunca geri kaldirtir. O teksirden sonraki tablara bakın neden lügat yok ? Veya niye başka eserlere koyulmamıştır ? İşte ustadimiz bu kitaba lügat eklenmesi meselesine sıcak bakmadığı alenidir.

    Netice : “Risale-i Nurlar bize hakikat dersi verir. Ancak anlatılan hatıralar dinleyerek anlatanların anlayışına ve ondan duyup anlatanlara göre değişiklik arz etmektedir. Anlatanlar kendi hissiyatlarına göre anlayıp anlatmaktadırlar. Bu sebeple anlatılan hatıralar Risale-i Nur hakikatleri ile çelişmediğine, Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine uygun olup olmadığına ve anlatanların Risale-i Nur meslek ve meşrebine sadâkatine göre değerlendirilmelidir.”

  6. Değerli kardeşlerim, şahsen artık şu ağabey bunu dedi, bu ağabey bunu dedi gibi rivayetlere inanasım gelmiyor. Onu diyen bunu diyen ağabeyler (bu ağabeylikte derebeylik gibi bir şey olsa gerek) neden diğer ağabeyler hayattayken neden bunları anlatmadılar da, bugün kendilerine cevap verecek kimse kalmayınca anlatıyorlar? Hele bir de Rahmetli Gündüzalp’in yanında bulunanlar… Çalakalem yazıyorlarda yazıyorlar… Hele bir de Yeni Asya düşmanlığı var ki (Kemalistlere bu kadar düşmanlık beslemiyorlar)… Gerisini yazmaya lüzum yok…

    • Bu hadise Hüsnü abinin hadisesi ve kendisi anlatıyor çok rahat anlatımını bulabilirsiniz

  7. Bu yazı tamamen yeni Asya meşrebli bir yazı olmuş fitne çıkmaması icin bu yazıyı lütfen kaldırın Hüsnü bayram abını bedduasını almayın zaten aldınız en son mustafa sungur abinin beddua ettiği feto yu görüyoruz

  8. Aşağıdaki cümlenin toplantıda geçtiği söyleniyor. Cümleler şunlar;

    “Efendim onlar böyle diyorlar, ama onların bütün dijital ortamda hazırladıkları ve neşrettikleri Külliyatların hepsinde lügat ve âyetler ile hadislerin açıklaması bulunmaktadır. Buna ne diyeceğiz?” deyince hiçbirinden ses çıkmamıştır.

    Hiçbiri derken kimler olduğu beliritilmemiş. Hiçbiri deyince sanki Neşriyattan sorumlu Üstad Hazretlerinin varisleri ve Naşirleri abiler oradaymış gibi anlaşılıyor. Ancak durum hiç de öyle değil. Şöyle ki;

    Ben Envar Neşriyat baskı(Üstadın Talebesi ve varisi Ahmet Aytemur(rahmetullahi aleyh)Ağabey) ve İhlas Nur Neşriyat baskı(Üstadın talebesi ve varisi Said Özdemir (rahmetullahi aleyh) Ağabey) Risale-i Nurları okuyorum.

    Hem de Nurları bu Neşriyatların dijital ortamında da dinliyor ve okuyorum.

    İki Neşriyatın baskılarında da ne altında ne sağında ne solunda de sonunda ne dijitalinde ne de dinleme içerğinde lügat yok.

    Demek o toplantıda sözkonusu Neşriyattan ağabeyler yokmuş.

    Dua ile…

  9. Efendim tutturmuşlar “Bediüzzaman Lügatlı Asay-ı Musa’yı tebrik etmiş! Doğru. Ama sonra çıkarttırmış…” Bu ifade tam bir cerbeze ve demogoji… Yahu, çıkartma emirle olur. Var mı yazılı böyle bir emir ve “Lügatle neşretmeyin!” ifadesi? Yok! Risale-i Nurlarda Emirdağ Lahikasında ise “Yazanı tebrik var.!” (Emirdağ, 386.) Peki Bediüzzaman bu ifadeyi çıkartmış mı? “Hayır!” Eee ne diye “Çıkatmış!” deniyor… Peki nasıl oluyor da “Bir abinin 60 sene önce ne kadar aklında kaldı ise bir hatırası Risale-i Nur’daki Bediüzzamanın yazılı ifadesini neshederek hükümsüz kılıyor… Bu nasıl bir mantıktır? Bir başkası da çıkar der ki “Bediüzzaman Risale-i Nurların şu risalesini daha sonra neşretmedi ve neşrini yasakladı!” Ne diyeceğiz itibar edip biz de neşretmeyecek miyiz? Böyle akla ziyan yorumlara akıllı bir insan itibar etmez. Aklı şaşanlarla bizim işimiz olmaz. Selamlar.

  10. Yeni asyacı kardeşlerimiz varislik kelimesinden ne anlıyorlar merak ediyorum açıkçası. Ama anlaşılan şu ki risaleleri yeniasyacı kardeşlerimiz üstadın mutlak varis kabul ettiği abilerden daha iyi anlayıp yorumluyor akılları o abilerden daha iyi çalışıyor risaleleri onlar daha iyi biliyor acippp !!!! Bilmediğimiz konularda en azından şunu becerebilmek lazım o abiye gidip abi siz böyle demişiniz de biz de böyle anladık risaleleri bunun vech i tevfiki nasıl olacak diye sormak . LÜTFEN TEK TARAFLI DEĞİLDE COK YÖNLÜ DUSUNELİM

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*