Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Cenab-ı Hak’ka vasıl olacak (ulaşacak) tarikler (yollar) pek çoktur. Bütün hak tarikler Kur’ân’dan alınmıştır. Fakat tarikatlerin (yolların) bazısı bazısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor. O tarîkler içinde, kasır fehmimle Kur’ân’dan istifade ettiğim acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarikıdır”1 diyerek, hem mahbubiyet yani sevilecek halde bulunmak, hem Rahman, hem Rahim ve hem de Hakîm ismine dayanan ve dört hatveden (adımdan) ibaret olan bu yolun veya mesleğin Risale-i Nur’un yolu ve mesleği olduğunu belirtmektedir.
Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat, tefekkür tarikındaki dört hatvenin izahatını en güzel şekilde yapmakta ve nazarlara arz etmektedir.2 En selâmetli, en kısa, en umumi ve cadde-i kübra olan Risale-i Nur yolu ve mesleği,3 huzur-u daimiyi, yani “her an Allah’ın huzurunda olmak ve onun müşahedesi altında bulunmak ve her şeyde Onu görmek” idrak ve şuurunu kazandırmaktadır. Daha öz ifadeyle, “mevcudatı kendileri hesabına hizmetten azlederek, Fatır-ı Zülcelâl hesabına istihdam edip, Esma-i Hüsnasının mazhariyet ve ayinedarlık vazifesinde istimal ederek, mana-i harfî nazarıyla onlara bakıp, mutlak gafletten kurtulup huzur-u daimiye girmektir; her şeyde Cenab-ı Hakk’a bir yol bulmaktır. Elhâsıl, mevcudatı mevcudat hesabına hizmetten azlederek, mânâ-i ismiyle bakmamaktır.”4
Risale-i Nur’un bu nurânî mesleğinin ve yolunun esası ve mahiyeti nefsi terbiye ederek hizaya getirmektir. Birinci adımda; nefsi temize çıkarmamak, daima kusurlu görmektir. İkinci adımda; nefsin hoşuna giden şiddetli arzu ve isteklerde nefsi unutmak ve ölümde ve hizmette düşünmektir. Üçüncü adımda; kemalini kemalsizlikte, kudretini aczde, gınasını (zenginliğini) fakrde bilmektir. Dördüncü adımda da; enaniyeti bırakıp, bizzat nefsi hiç olduğunu ve Mucid-i Hakikinin bir âyine-i tecellisi bulunduğunu görmektir.5
Kırk senelik yolu, kırk dakikaya indiren6 ve imanın, ibadetin ve amal-i salihanın ruhu ve hayatı hükmünde olan ihlâsı7 esas alan ve hakikat mesleği olan Risale-i Nur yolunun evradı, programı başta sünnet-i seniyyeye ittibadır. Yani Peygamber Efendimizi (asm) esas alarak, onun yolundan gitmektir. Bu noktada, farzları eda etmek ve kebair denilen büyük günahlardan çekinmek,8 bilhassa, “mânâsı, Cenab-ı Hakk’ı tesbih, tazim ve şükür olan”9 ve bütün ibadetlerin nurânî fihristesi ve kudsî haritası olan namazı”10 tadil-i erkân ile kılmak ve Efendimizin (asm) sünneti ve evradı olan11 ve namazın manasını kuvvetlendirip takviye eden12 namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır.13 Bütün bunları devam ettirmek, kuvvetlendirmek ve muhafaza etmek için de, Risale-i Nur’la her gün en az beş on dakika “okumak, yazmak veya dinlemek” cihetiyle bir miktar meşgul olmaktır.14
Nurânî ve kudsî olan Risale-i Nur’un mesleği ve yolunun hedefi şudur: Kur’ân-ı Mu’cizülbeyan’ın daire-i kudsiyetine girmek; daima nura, ihlâsa, imana kuvvet verip15 “insan-ı kâmil olmak için çalışmak; yani hakikî mü’min ve tam bir Müslüman olmak; yani, yalnız sûrî değil, belki hakikat-ı imanı ve hakikat-i İslâmı kazanmak; yani şu kâinat içinde ve bir cihette kâinat mümessili olarak, doğrudan doğruya kâinatın Halık-ı Zülcelâl’ine abd olmak ve muhatap olmak ve dost olmak ve halîl olmak ve ayine olmak ve ahsen-i takvîmde olduğunu göstermekle, beniademin melaikeye rüçhaniyetini ispat etmek; ve şeriatın imânî ve amelî cenahlarıyla makamat-ı âliyede uçmak ve bu dünyada saadet-i ebediyeye bakmak, belki de o saadete girmektir.”16
Bu zamanın özelliğine dikkat çeken Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Risale-i Nur mesleği, tarikat değil, hakikattir, Sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır.” “Risale-i Nur, bu hizmeti lillahilhamd en müşkül ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor. Risale-i Nur dairesi, Hazret-i Ali ve Hasan ve Hüseyin’in (ra) ve Gavs-ı Azamın (ks) ihbarat-ı gaybiyeleriyle, şakirtlerinin bu zamanda bir dairesidir. Zaten Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azam’dan (ks) ve Zeynelabidin (ra) ve Hasan, Hüseyin (ra) vasıtasıyla İmam-ı Ali’den (ra) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.“ 17 ifadeleriyle bu kudsi mesleğin seçkinliğini ve üstünlüğünü belirtmektedir. Çünkü “Risale-i Nur, ibadet yerinde ilim içinde hakikate bir yol açmış, süluk ve evrad yerinde mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü’l-hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akide ve usulü’d-din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış ki; bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalaletlere galebe ediyor; meydandadır.”18 Evet, “Yetmiş-seksen senelik bir seyr-i sülûkla kutbiyete ve gavsiyete erişen pek ender zatların bir noktaya kadar gidip ‘Burası müntehadır, ilerisine gidilmez’ dedikleri mertebeleri, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Kur’ân’dan bulduğu bir yolla, ilimle daha ilerisine gittiği aşikârdır.”19
Tamamen Kur’ânî olan ve Kur’ân’dan gelen Risale-i Nurlar, ”yalnız aklî mesail-i ilmiye değil, belki kalbi, ruhi, hâlî mesail-i imaniyedir ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler.”20 ve bütün eczaları, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân’ın cadde-i nuranîsinde birer elektrik lâmbası hizmetini gören21 Risale-i Nur’un yoluna ve mesleğine girenlere, Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye etmektedir.”22 Çünkü “en halis ve en selâmetli ve en mühim ve en muvaffakiyetli hizmet Risale-i Nur şakirtlerinin daireleri içindeki kudsî hizmettir.”23 Ve “Seciye-i âliye-i Sahabeyi ve meşreb-i nurani-i Peygamberiyi beyan eden Risale-i Nur dairesindeki feyiz”24 başka yol ve mesleklere ihtiyaç bırakmıyor.25
Bu sebeplerle, Risale-i Nur’a intisabın çok ehemmiyeti var. Bu yolda bütün âlem-i İslâm namına dinsizliğe karşı mücahede vaziyetini alan aklı başında bir adam, o elmas gibi mesleğini terk edip başka mesleklere giremez.26

DİPNOTLAR:
1-Sözler 773, 2-age.776, 3-age.777, 4-age.777, 5-age.776, 6-Mektubat 41, 7-Lem’alar 372, 8- Sözler 774, 9-age.70, 10-age.72, 11-Kastamonu Lahikası 134, 12- Sözler 71, 13-age.774, 14-Emirdağ Lahikası 657, 15-Lem’alar 396, 16-Mektubat 775, 17- Emirdağ Lahikası 130, 18-Hizmet Rehberi 51, 19-Tarihçe-i Hayat 1065, 20- Hizmet Rehberi 224, 21-Mektubat 552, 22- Hizmet Rehberi 192, 23-age. 197, 24-Lem’alar 633, 25-age.632, 26-age. 633

31 Mayıs 2011, Salı Yeni Asya Gazetesi


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER