Hristiyan şehit sayılır mı?

Müflis müfteriler, müfrit yalancılar Nur`dan rahatsız olan yarasa tabiatlı müfteriler, tutundukları karanlıklı dehlizlerden parazitli sesler çıkarmaya devam ediyorlar. Aşikare şekilde yalan uyduruyorlar. Utanmadan, sıkılmadan, hiç Allah`tan korkmadan iftira atıyorlar. Hiç yüzleri kızarmadan, hakarette bulunuyorlar.
Mesela diyorlar ki: `Said Nursi`ye göre, bizimle savaşmış olsa bile, ölen bir Hıristiyan şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.` İşte bu, sunturlu bir yalandır. Yalanın, iftiranın daniskasıdır. Zira, Said Nursi`nin böyle bir sözü yoktur. Bir de `Kastamonu Lahikası, sayfa 45` diyerek, yüzleri hiç kızarmadan sayfa numarası veriyorlar. Böyle yalancıların suratına tükürmemek için kendinizi zor tutarsınız. Hoş, tükürseniz de nafile ya; Nisan yağmuru derler.

Öte yandan, Üstad Bediüzzaman`ın Birinci Dünya Savaşı(1915) ile ondan 25 sene sonraki İkinci Dünya Savaşı(1940) münasebetiyle söylediği sözler ve yaptığı değerlendirmeler kast–ı mahsusla birbirine karıştırılıyor. Bugün ilköğretim seviyesindeki çocuklar dahi biliyor ki, Müslümanlar, yani İslam dünyası II. Dünya Savaşının tamamen dışındadır. Hem fiili, hem de fiziki olarak. Esasında, bunu yalancı müfteriler de biliyorlar; ama, ne kadar zihin bulandırsalar, onu kar saymaktalar.

Yine mesela diyorlar ki: `Said Nursi`ye göre, savaş gibi felaketlerde perişaniyet içinde ölenler, eğer 15 yaşına kadar olanlar ise, hangi dinden olursa olsun şehit hükmündedir.` (Bkz: Kastamonu Lahikası, s. 79.) Vay efendim, Said Nursi böyle bir sözü nasıl olur da söylermiş… Ateş püskürüyorlar, amansızca saldırıyorlar, bu ifadeden dolayı… Bu güruhtan aklı henüz bozulmamış, vicdanı tefessüh etmemiş olanlara, şunları söylemek lazım: * Yahu, dünyaya gelen her çocuk, İslam fıtratı üzerine doğmuyor mu? * Siz buna inanmıyor musunuz? Yahut tersini iddia edebilir misiniz? * Bu hususta şayet farklı bir dini itikada sahipseniz, o takdirde, şundan başka söylenecek bir söz yok: `Leküm dinüküm, veliye din.`

Son bir noktayı daha dikkatinize sunarak geçiyoruz. Bu saldırganların, müsbet manada herhangi bir hizmeti, faaliyeti, gayreti yoktur. Müflis olmuşlardır. Şayet, ciddiye alınacak güzel bir hizmetleri olsaydı, zaten onunla meşgul olur, onu nazara vermeye çalışırlardı. Manevi sermayeleri tükendiği için, hizmet yerine sadece hezimeti biliyorlar, sadece saldırmayı becerebiliyorlar. Sataşa sataşa, saldıra saldıra kendilerinden söz ettirmek istiyorlar. Mecbur kalmadıkça, biz de isimlerini vermeme, reklamlarını yapmamaya çalışıyoruz. Hasılı, yalan ve iftira dahi olsa, öncelikli vazifemiz, sorulan her suale cevap vermeye, ortaya atılan her konuya izahat getirmeye çalışmaktan ve bundan ötesini de Allah`a havale etmekten ibarettir.

 

 

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

4 Yorum

  1. Evet her dogan cocuk islam fitrati uzerine dogar. yalniz siz 15 yasina kadar olen hangi DINDEN olursa olsun diyorsunuz.Demeki bunun dini var.Ve 15 yas artik cocuk yasi degil evlense bunun cocugu olur.Akli henuz bozulmamis diyorsunuz.Burda nedemek istiyorsunuz?Bende diyorum evet ben sizin dininizden degilim!

  2. Sayın alper bey 15 yaşında çocuğu olmak mesele değil ben 12 yaşında da evlenseydim evallah çocuğum olurdu 🙂 Mesele akıl meselesidir ilk çocukluk son çocukluk evresi var eğitim de insan bu yaşta tam olarak akli mantıki düşünüp islamın hak din olduğuna kanaaat edebişmesi çok zordur belki mümkün değildir. Herkesi hz ibrahim mi sandın sen???

  3. Büluğ çağına Eren herkes akil baliğdir. 15 yaşında birisidir ergenlik yaşındadır. Nursininde kabiri vatikanda olabileceği söyleniyor. Neden Nursi’nin kabrini kimse bilmiyor. İslam dini aşikardır. Sizin herşeyiniz şüphelerle dolu. Oysa peygamberimiz veda hutbesinde size kuranı ve sünnetimi emanet ediyorum. Sımsıkı sarıldıkça yolunuzu kaybetmezsiniz demiştir. Siz ise biz kuranı açıklıyoruz diyorsunuz ama tamamen çoğu anlaşılamayan kelimelerle dolu. Bu sözler allah tarafından yazdırıldı diyorsunuz oysaki sadece vahiy peygamberlere gelir. Çok şüphelisiniz çok. Sizin dininiz size benimki bana. Allah hidayet nasiptesin.

    • Her seyin bir hikmeti vardir. Bediüzzamanin kabride bilinmemesi dahi belki hikmetlidir. Kendisi bizzat sirf onu görmek niyetiyle ziyarete gelenleri redd edip geri gönderiyordu. ilim ögrenmek niyetiyle gelenlere ziyaret edilmesine izin verirdi. Acaba bu zatin kabri asikare olsa, kac bin kisi sirf zatindan dolayi kabrini ziyaret etmeye gelecekti? Bu meselede bir cok misaller sayilabilinir, burada kisa kesiyorum.

      Bediüzzaman Hazretleri Kuran-i Kerimin gizli hakikatlerini bize takdim ediyor. Elbette dediginiz gibi, kullanmis oldugu kelimeler simdiki zamana bakarak biraz zor anlasiliyor. Lakin Bediüzzaman birinci sözün basinda “avam lisaniyla nefsime diyecegim” yani halkin anlayabilecegi dilde anlatacagim diyor. Hakikatleri ortaya koydu, peki biz bir kac kelimeyi ögrenmekten mi üseniyoruz? Üstadimizin kullanmis oldugu lügatlar genistir ve elbette bunu ögrenmesinde bir mani yoktur. Entelektüel olmanin sarti olmasi gerek. Bir agaci kökünden kesip, meyvesine ulasabilrisin. Yada biraz cabalayip bir sekilde meyvelerine uzanmaya calisirisin. Tembel olmayalim. Hakikatleri anlamak icin birazda kendimiz caba gösterelim.

      Ve son olarak: Vahiy evet peygamberlere gelir. Lakin kimse Bediüzzamana vahiy geldiginin söyleyemez ve söylese, yanlis söyelmistir. Vahiy sadece peygamberlere aittir. Evliyalarda ilham denilir. Bizde iste vahiy degilde, bediüzzaman ilhamla bu risaleleri yazmis diyoruz. Allah selamet versin

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*