Üstad’ın Cesur Talebelerinden Halil Yürür’ün ardınd

Nur hatıralarının izini sürmeye çalışırken, geçen yıl bu sıralarda Eskişehir’de mukim, Öğretmen Mevlüt Yılmaz Bey Eskişehir’li, Nurlu hatıralar sahibi Halil Yürür’den (Nam-ı diğer Koca Halil) bahsetmişti.
Biz de, ”Üstad hatıraları” adına, Bursa’dan Eskişehir’e bu maksatla yola revan olmuştuk. Sabahın erken saatlerinde, Eskişehir’e vardığımızda, öncelikle, Eskişehir’de, Üstadımıza makam olan mekânları ziyaret ettik, daha sonra bize mihmandarlık yapacak olan Özgür kardeş ile buluştuk. Özgür Bey, bizi kendi vasıtasıyla, Eskişehir merkezine kırk kilometre mesafede bulunan, İnönü ilçesine götürerek, Son şahitlerden ”Koca Halil”in  ve oğlu Yıldırım Bey ile buluşturdu. Nurlu hatıralar toplamak heyecanı ile Halil Ağabey’in evine gittik.

Koca Halil’i hasta yatağında ve konuşamaz halde bulduk. Doksan yaşını çoktan aşmış, bedeni azametini kaybetmiş, bitkin bir halde yatıyordu. O durumda kendi ağzından hatıra almak mümkün olmadı. Elini öptük ve oğlu Yıldırım Bey’e teşekkür ederek oradan ayrılmıştık.

İşte o Halil Yürür Ağabey, 7 Ocak 2020 Salı günü ebedî âleme, Cenab-ı Hakk’ın dâvetine yürüdü. Rabbim gani gani rahmet eylesin, yakınlarının başı sağ olsun.

Koca Halil’in hatıralarını almak mümkün olmamıştı, ama sağlığı yerinde iken gazetemiz yazarlarından Muzaffer Karahisar kendisi ile görüşmüş ve Nurlu hatıralarından bir demet derlemişti. 7 Ekim 2014 tarihinde kendi köşesinde yayınlamıştı.

Şimdi o hatıralardan kısa bir bölümü tekrar hatırlamak anlamında ben de buraya almak istiyorum: “Fırıncı, Birinci, Üzeyir Şenler, Ahmet Aytimur, Tahir Ağabey ve diğer ağabeylerle eserlerin gizlice baskısı, ciltlenmesi, paketlenmesi, taşınması, gönderilmesi gibi her türlü neşriyat faaliyetinin içerisinde cesaretle ve fedakârca devam eden Halil Yürür, 1962 yılından itibaren Zübeyir Ağabeyle birlikte 2 Nisan 1971’den vefat tarihine kadar İstanbul’da yaptığı hizmetinin mükâfatını hizmet içinde tatmış, meyvelerini görmüştür.

OKU:  Bize lâzım olan Uhuvvet

“Bir gece Fatih’te Abdünnur’un evinin bodrumunda otomatik teksir makinesi vardı. Onunla Risaleleri basıyordum. Her tarafım mürekkep içinde, makine başındaydım. Nazif Çelebi’nin mektubunu basıyordum. Peygamberimiz (asm) Sahabe-i Kiram yanındaydı. Gözlerimden yaşlar damla damla değil, sicim gibi akıyordu. Ayağa kalktım ve “Hoş geldiniz” dedim. Bana, “Çalış, çalış, çalış! Biz uzakta değiliz, aramızda mesafe yok!” dedi. Bunları söyledi hemen ayrıldı. Bu hadise rüyada değil, makinenin başında, teksir ederken oldu. Dünya güzümde küçüldü, portakal gibi göründü.”

Sirkeci Merkez Postanesi’nde memurluk yapmış olan Halil Yürür, Zübeyir Ağabeyin de posta memurluğu yaptığını, Üstad ve Nur hizmeti uğruna dünyayı postaneden terk ettiklerini söylüyor. Birlikte geçen dokuz yılın hatıralarını, hizmet faaliyetlerini ve dokuz ayrı depodan Risalelerin Anadolu’nun her tarafına, 67 vilayete sevkiyat yaptıkları yorucu olduğu kadar zevkli, tehlikeli olduğu kadar heyecanlı ve ölümü dahi hakir gören bir cesaret ve kahramanlıklar…

Risaleleri gece gündüz demeden basarken üç gün yemek yememiş, aç kalmış. Erzak ve harçlık işleri ile ilgilenen Mehmet Emin Birinci Ağabey, başka bir vazifeye gidince aksaklık olmuş. Üç gün sonra ayakları nerdeyse yere basmıyormuş. Cebini karıştırmış, eline bir incir sapı gelmiş. Onu yemiş, bir incir ağacı yemiş gibi lezzet almış, karnı doymuş.

OKU:  Fethin sembolü: Ayasofya Camii

Daha sonra teksir çevirecek kadar gücü kalmayasıya kadar çalışmış. Fatih’ten medreseye kadar yolda dinlene dinlene gelmiş. Zübeyir Ağabey’e üç gündür aç olduğunu, bitkin düştüğü halini arz etmiş.

Zübeyir Ağabey: “Git kardeşim, Risale-i Nurlar’a çalışırken açlıktan ölmüş, desinler” demiş. Bir taraftan metanet dersi verirken, bir taraftan da sitemin, şikâyetin, sızlanmanın ve gıybetin kapısını kapatmış. Halil Yürür, itiraz etmeden, teslimiyetle geri dönmüş. Yolda giderken tanıdık bir minibüsçüye rastlamış. Halini anlamış, aç olduğunu öğrenince bir lokantaya götürüp ikramda bulunmuş.

O günleri bire bir yaşamış Halil Yürür Ağabey’in anlattıklarını gıptayla, hayranlıkla ve zevkle dinleyip deftere notlar düşerken, bahtiyar ve mübarek bir zatın anlattıkları ile kalben ve ruhen hafifledik, huzur bulduk.”

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*