Büyük günahlar / Kebâir

genclikGünah Kur’ân’da “cünah” şeklinde geçer. “C-n-h” kökünden gelen günah, doğru yoldan sapmak, kötüye meyletmek, eğilmek anlamına gelmektedir. Istılâh olarak, suç, kabahat, israf, isyan, fesat ve Allah’ın yasakladığı haramlar olarak kabul edilir.
Din dilinde günah Allah’ın ve Peygamberimizin (asm) yasakladığı ve kişiye uhrevî sorumluluklar getiren amellerdir. Kur’ân-ı Kerîm günahları büyük ve küçük olarak ayırmıştır. Büyük günahlara “kebâir” adını vermiştir.1 Peygamberimize (asm) “Allah katında en büyük günah nedir?” diye sorulduğunda; Peygamberimiz (asm) “Seni yaratan Allah’a şirk koşmandır”2 buyurmuşlardır.

Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen ve hadis-i şerifte de “Mubikât-ı Seb’a” olarak ifade edilen büyük günahlar şunlardır: “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak, yetim malı yemek, faiz yemek, düşmana hücum anında harpten kaçmak ve namuslu kadına iftira etmek” filleridir.3 Bir başka hadiste de Peygamberimiz (asm) “büyük günahları” dokuz olarak sayar. Bunlar: “Allah’a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, iffetli kadına zina isnat etmek, zina yapmak, harpten kaçmak, sihir yapmak, yetim malı yemek, anne-babaya isyan etmek, ailevî sorumluluktan kaçmak”4

Zamanımızın müceddidi ve müçtehidi olan Bediüzzaman Hazretleri Kur’ân’da imandan sonra esas tutulan “takva ve amel-i salihi” izah ederken “Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Böyle kebâir-i azime içine amel-i salihin ihlâsla muvaffakıyeti pek azdır. Farzları yapan ve kebireleri işlemeyen kurtulur”5 demiştir.

Bediüzzaman bu zamanda yedi kebâiri de şöyle sayar: “Kebâir çoktur; fakat ekberü’l-kebâir ve mubikât-ı seb’a tabir edilen günahlar yedidir: Katl, zina, şarap, ukuk-u valideyn, (yani kat-ı sıla-i rahim) kumar, yalancı şahadetlik ve dine zarar verecek bid’alara taraftar olmaktır”6 demektedir. Bediüzzaman’ın “dine zarar veren bid’alara taraftar olmayı” ekberu’l-kebâirden sayması bu zamanda dinî tahrip etmeye yönelik fikir ve icraatların yaygın olmasındandır.

Büyük günah işleyen İslâm bilginlerine göre dinden çıkmaz, kâfir ve münafık sayılmaz, ancak Allah’a asi ve günahkâr olur. Tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Tövbe etmeden ölürse günahı kadar cehennemde kalır ve cezasını çektikten sonra kurtulur. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de “Şayet sizler yasaklanan büyük günahlardan kaçarsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel ve ikramı bol olan cennetlere alırız”7 buyurur. Mü’minleri de “Büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınan ve öfkelendikleri zaman da öfkelerini yutan ve affedici” olarak vasıflandırır.8

Şerh çalışmalarınızı mail adresimize gönderebilirsiniz.

serh@yeniasya.com.tr

Dipnotlar:
1- Şura, 42:37; Necm, 53:32.
2- Buhari, Edeb, 6; İman, 16.
3- Buhari, Vesaya, 23.
4- Müslim, İman, 141-146; Ebu Davud, Vesâya, 10.
5- Kastamonu Lâhikası, 2006, s. 205.
6- Barla Lâhikası, 2006, 534.
7- Nisa, 4:31.
8- Şura, 42:37.

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

5 Yorum

  1. SA
    Bediüzzaman hazretleri Peygamberimizin (asm) bir kaç farklı rivayet ile “Ekberü’l-Kebair” ve “Ukubat-ı Seb’a” olarak ifade ettiği En büyük günahlara yine Ukubat-ı Seb’a olarak saymıştır. Öyle indirme falan yok… Kur’an-ı Kerimde geçen 20 veya daha fazla günahlar da Büyük günahlardır. Ancak 20 ile sınırlı da değildir. İslam Bilginleri Büyük Günahları 70 kadar saymışlardır. Ancak bunlardan Peygamberimizin asm saydığı 7 tanesi “En Büyük Günahlardır.” En büyük günah olmaları da bunlar hakkında Kur’an-ı Kerimde Kısas ve Ceza takdir edildiği içindir.

    Hadislerde büyük günahlardan “mûbikât (helak edici davranışlar), kebâir, a’zamü’z-zünûb” gibi tabirlerle bahsedilir. Çeşitli hadis rivayetlerinde Allah’a ortak koşmak, adam öldürmek, ana babaya karşı gelmek, yetim malı yemek, faiz yemek, dürüst kadınları iffetsizlikle suçlamak, büyü yapmak, savaştan kaçmak, yalancı şahitlikte bulunmak ve ödenemeyecek miktarda borçlu olarak ölmek büyük günahların başında zikredilmiştir. (Müsned, 2:201, 214; 4:392; 5:413; Müslim, imân, 143-146.) Hadislerde ayrıca Hz. Peygamber (asm)’in büyük günah işlemiş Müslümanlara da âhirette şefaat edeceği belirtilmiştir. (Tirmizî, Kıyamet, 11.)

    Müslümanlar arasında vuku bulan ilk ihtilâfların en önemlisi, büyük günah işleyen kişinin (mürtekib-i kebîre) durumudur. Erken devirlerde tartışılmaya başlanan bu problemle ilgili olarak literatürde iki mesele öne çıkmıştır. Bunlardan biri hangi fiillerin büyük günah olduğu, diğeri de bu günahı işleyen kişinin dinî statüsüdür. Büyük günahların belirlenmesi konusunda ortaya çıkan görüşlerden birine göre, ilâhî emirlere aykırı olan bütün fiiller büyük günah kapsamına girer. Bunların sayısını yedi yüze çıkaranlar bulunduğu gibi, yetmişle sınırlandıranlar da vardır. İbn Hacer el-Heytemî dört yüz altmış yedi büyük günahtan bahseder. (ez-Zevâcir, 1:270-275; 2:265-27)

    Ekbberu’l-Kebair denen en büyük günahlar zamanla farklılık göstermektedir. Allah için savaş yapıldığı dönemlerde elbette “Harpten kaçmak” en büyük günahtır. Büyünün yaygın olduğu zaman da Büyü Yapmak en büyük günah sayılmıştır. Bu zamanda ise Alllah için savaş olmadığı için Harpten kaçmak en büyük günahtır denemez. Aynı şekilde “Kanun ve Yasalarla” devletin faizi helal saydığı ve herkesi faize zorladığı bir dönemde nasıl ki yasa ile şapka giymek, yasal ve zorunlu olduğu zaman insanı küfre götürmüyor ise yasal faizi “Umumu’l-Belva” olduğu için Mubikat-ı Seb’a, Ekberü’l-Kebair saymak doğru olmaz. Onun yerine “Deccal ve Süfyana” taraf olmak, “İslamda Başörtüsü yoktur” diye tesettürsüzlüğü savunmak gibi Bid’alar “Ekberü’l Kebair” olmak gerekir. Zira bu daha büyük günahtır ve insanı Allah korusun küfre kadar götürür.

    Bu sebeple Bediüzzaman Şapka’yı giymek küfürdür diyen İslam bilginlerine mukabil “Kanun zoru ile cebren giydirildiği” ve secdeye mani olsun diye giydirildiği halde ters çevirip onunla da secde ettikleri için “Mecbur olarak giyen kafir olmaz” diye fetva vermiştir. Aynı şekilde faiz yasal olduğu ve zorunlu hale geldiği için istemeyerek ve helaldir demeyerek faize girenlerin “En büyük günahı” değil, zaruretten dolayı diğer sayılan “70 adet Büyük Günahların” içinde sayması bir nevi hafifletme olarak görülmelidir. Bunun için Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir: “Hem mektubunuzda “yedi kebair“i soruyorsunuz. Kebair çoktur, fakat ekber-ül kebair ve mubikat-ı seb’a tabir edilen günahlar yedidir:
    – Katl,
    – Zina,
    – Şarab,
    – Ukuk-u vâlideyn (yani kat’-ı sıla-yı rahm),
    – Kumar,
    – Yalancı şehadetlik,
    – Dine zarar verecek bid’alara tarafdar olmak“tır. (Barla Lahikası, sh. 335.)

    Baki Selamlar…

  2. SA
    ”Fitne çıkarmak öldürmekten daha beterdir” Ayetine rağmen fitne çıkarmayı 7 büyük günah arasında saymamayı da anlamıyorum.Bir de, Zülkarneyn’in seddine Çin seddi, diyor.Kuran’a göre Zülkarneyn’in seddi bakır ve demirden oluşuyor.Yani Çin seddi ile, sed olması dışında hiç bir benzerliği yok.Yine Kuran’a göre Arasatta bekleyecekler de yok.Bir din alimi böyle hataları nasıl yapabilir?

  3. SA
    Ferda Yamanoğlu’nun mantığına ve anlayışına göre kebairi belirleyemeyiz. Bu konuda yetki ve ehliyet sahibi BEDİÜZZAMAN’dır. Ferda’nın kabul edip etmemesinin bir önemi yoktur.
    Selamlar.

    • SA
      Ben Kuranın anlayışını yazdım.Bakara-191.Ayet yazıyor,fitne çıkarmanın adam öldürmekten beter olduğunu.Yetki ve ehliyet ALLAH’ındır.Kuran Peygamber Efendimizin hatalarını yazıyorken sizin onu hatasız kabul etmeniz çok tehlikeli bir yoldur.Bu yolu bırakmadığınız takdirde sizi tevbe suresi-31.Ayeti yazdığına götürür, ALLAH korusun.Yazılarımı yayınlayanlardan ALLAH razı olsun.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.