Kimileri ötede beride Bediüzaman Said Nursî hayatta olsaydı, filan partiye oy verirdi, diye yazıyor, konuşuyor. Önce şu tesbiti yapalım:

Bediüzzaman eserleriyle hayattadır ve hangi partiye oy verdiğini ve vereceğini yazmış, fiilen göstermiş ve sözlü olarak da izah etmiş.

Bediüzzaman hayattadır. Zira, ortaya koyduğu Kur’ânî ve Nebevî siyasî-içtimaî ana ölçü, prensip ve şablonları günlük değil, aktüalitesini kaybetmiyor, istikbali tarıyor. Takip edelim:

1- “Neşrettiğim umum makâlâtımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım (ısrarlıyım). Şayet zaman-ı mâzi cânibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletnâme-i şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakaiki aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa, o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim.

“Şayet müstakbel tarafından üç yüz sene sonraki tenkidât-ı ukalâ (akıllı eleştirmenler) mahkemesinden tarih celbnâmesiyle celb olunsam, yine bu hakikatleri, tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim.”1

2- “Lillâhilhamd, Risâle-i Nur, bu asrı, belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’âniye olduğunu çok tecrübeler ve vâkıalar ile körlere de göstermiş.”2

4- “Elhâsıl, şu kitap, tarafımdan cevap, onların cânibinden suâl etmek vazifesiyle mükelleftir. Hem de siyâset tabiblerine, teşhis-i illete (siyaset doktorlarına hastalığı teşhise) dâir hizmet ile muvazzaftır (görevlidir).”3

5- Risâle-i Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin, kendi makâmında riyâseti var ve bu zamanı tenvir eden bir mu’cize-i mâneviye-i Kur’âniyedir.4

6- Risale-i Nur, yalnızca iman dersi değil, içtimâî dersler de verir.

Bu ifadelerden rahatlıkla şu hususu anlayabiliriz: Risale-i Nur, meselelere günlük ve konjonktürel yaklaşmaz. Asırları tarayan temel prensipler ve ölçüler çerçevesinde yaklaşır.

Bediüzzaman’ın siyasete yaklaşımı, konjonktürel, maddî menfaat adına değildir. İstismar edileceğini bildiğinden de, oyunu ilân ederek Ahrarlar / Hürriyetçiler / Demokratlar için kullanıyor.

“Kur’ân ve vatan ve millet hesabına, dindar ve dine hürmetkâr Demokrat Partinin iktidarda kalmasını temin etmeleri için ders veriyorum”5 diyor.

Ayrıca, o, siyaseti günlük olarak değerlendirmez ve şahıslar zaviyesinden yaklaşmaz.

Bediüzzaman, çoğunluk veya iktidar olandan yana değil, ahrarlar, yani hürriyetçiler, demokratlardan yanadır.

Meselenin bu boyutunu da bir sonraki yazımızda ele alalım.

Dipnotlar:

1- Divan-ı Harb-i Örfî, s. 50.

2-Kastamonu Lâhikası, s. 6.;

3-Münâzarât, s. 20.;

4-Hizmet Rehberi, s. 23.;

5-Emirdağ Lâhikası, s. 422.

11.02.2009 Yeni Asya