Asya, İslâm ülkelerini içine alan coğrafyanın adıdır. Dünya Müslüman nüfusunun ekserisi Asya’da yaşamaktadır. Kader-i İlâhînin işaretiyle, ekser peygamberlerin Asya’da gelmesi adeta Asya’yı bir İslâm beldesi ve bir cami gibi yapmıştır. Bu sebeple, Asya’nın huzuru, maddî-mânevî yükselmesi İslâmiyet’le olacaktır. Yani hayatın hayatı, hem nuru, hem esası olan İslâm’ın parlamasıyla ve yaşanmasıyla mümkün olacaktır.

Âlem-i İslâm’ın uzun süren ve hâlen de devam eden perişaniyeti, Asya’nın mayası olan İslâmiyeti yaşamamaktan hâsıl olmuştur. “İslâmiyetin mağz (öz) ve lübbünü terk ederek, kışrına (kabuğuna) ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve sû-i fehm (kötü anlayış) ve sû-i edep ile İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti ifa edemedik. Tâ o da bizden nefret ederek evham ve hayâlâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi. Bizi kurtaracak, yine onun merhametidir.”1 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, çok önemli bir müjde vererek, ”İslâm’ın ve Asya’nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor.”2 ve “Yakînimdir ki, hak neşv-ü nemâ bulacaktır-–eğer çendan toprakta gizlense—ve taraftar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır-–eğer, çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden, az ve zayıf olsalar… Hem de itikadımdır ki: istikbale hüküm sürecek ve her kıtasında hâkim-i mutlak olacak, yalnız hakikat-ı İslâmiyet’tir.”3 ifadeleriyle ümitsizliğe büyük bir darbe vurmuştur.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Asya’nın en büyük derdinin ve başının belâsının istibdat olduğunu belirterek, bundan kurtulmanın çaresini ise “Asya’nın bahtını, İslâmiyetin tâliini açacak yalnız meşrutiyet ve hürriyettir. Fakat şeriat-ı garranın (İslâm dininin) terbiyesinde kalmak şartıyla”4 ifadeleriyle teşhis etmiş; İslâm âlemini meşveret sistemini esas alan meşrutiyete ve hürriyete ve hürriyetperverliğe davet etmiştir. Bu davete icabet gün geçtikçe hızla artmaktadır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Âlemdeki terazinin hürriyet gözü ağır geldiğinden, birden bire terazinin öteki gözünde olan vahşet ve istibdadı kaldırdı, git gide kalkacak. Eğer siz sahife-i efkârı (fikirler sayfasını) okusanız, tarîk-ı siyaseti görseniz, hutebâ-i umûmî olan doğru konuşan ceraidi (gazeteleri) dinleseniz, anlayacaksınız ki, Arabistan, Hindistan, Cava (Endonezya), Mısır, Kafkas, Afrika ve emsâllerinde o derece fikr-i hürriyetin galeyanıyla âlem-i İslâm’ın efkârında öyle bir tahavvül-ü azim (büyük değişim) ve inkılâb-ı acib ve terakkî-i fikrî ve teyakkuz-u tam (tam uyanış) intâç etmiştir ki pahasına yüz sene verseydik yine ucuzdu.”5; “şu ümit, yeisle öldürülen kuvve-i mânevîyemizi ihya etti. Şu hayat, âlem-i İslâm’daki galeyan eden fikr-i hürriyetten istimdat ederek umum âlem-i İslâm üzerine çökmüş olan istibdad-ı mânevî-i umuminin perdelerini parça parça edecektir.”6; “hem İslâm sağ eliyle delil ve bürhandan yapılmış bilenmiş keskin bir Hint kılıcını, sol eliyle de hürriyetten oluşan parlak renkli bir Arap atının dizginini tutarak, bahçelerimizi ezip mahveden istibdadın başlarını balta ve yayı ile dağıtacaktır.”7 tespitleriyle, her şeye rağmen, feleğin yani zamanın inadına hakikat-i İslâmiyetin istikbalde mutlaka galip geleceğini ve gerçek hürriyeti tattırarak bütün insanlığın huzur ve barışını temin edeceğini kesin ifadelerle müjdelemektedir.

Evet, “Korkmayınız; medeniyet, fazilet, hürriyet, âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından bizzarûre terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en (yavaş yavaş) hafifleşecektir.”8; “Ben dünyaya işittirecek derecede kanaat-i kat’iyemle derim: İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak.”9

Zaman, Üstad Bediüzzaman’ı haklı ve doğru çıkarmak için kaydını izhar etmekte sabırsızlanmaktadır. Ancak, Müslümanların dünya kamuoyunu, siyasî gelişmeleri iyi takip etmesi ve ülkelerindeki yönetimlerini otokontrol etmeleri ve doğru konuşan gazeteleri takip ederek (onlardan birisi Yeni Asya’dır, meydandadır) iyi analiz ederek dâvâlarına sahip çıkmaları gerekmektedir. Çünkü “Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.”10

Dipnotlar:
1- Muhâkemât, s. 23
2- Age., s. 66
3- Age., s. 23
4- Age., s. 68
5- Münazarat, s. 40
6- Age., s. 41
7- Age., s. 40
8- Age., s. 41
9- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 326
10- Age., s. 67

22 Şubat 2011, Salı


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER