İnsanın gözü önünden bir sinek veya bir kuş geçse hemen farkına varır. Dünyanın kendi etrafındaki hızı, saatte 36 bin kilometredir.
Güneş ise, Vega takımyıldızına doğru, helezon şeklinde bir yol ile saatte 700 bin kilometrelik bir hızla ilerliyor. Bu büyük olayları, normal insanlar kolayca anlayamıyorlar, ancak kuş ve sinek gibi küçük hızları algılayabiliyorlar. İşte Hz.İsa’nın (as) inişi ve Deccal’ı öldürmesi bu şekilde büyük bir olaydır, ancak derin ilim sahipleri bunun farkına varabilirler. Mealen, Deccal’ın eşeğinin bir kulağı cennet, bir kulağı cehennem gibidir, şeklindeki hadisi, eskiden bazı âlimler akıllarına sığıştıramadığından inkâr ettiler, sonra buharlı trenin, Deccal’ın zuhuru zamanlarında icadı ile bir başı cehennem gibi ateş, diğer başı cennet gibi süslenmiş şeklindeki benzetme, günümüzün bazı âlimlerince çok basit göründü. Hz. İsa’nın (as) nüzulü de, bu şekilde zamanlara göre çok farklı şekillerde yorumlandı. Osmanlı döneminde, Şam Emevi Camiinde, Ak minareye ineceği düşünülen Hz. İsa’yı (as) beklemek için, minarenin altında beyaz atlı ehl-i kalp, âlim birini devamlı bulundurduğu bilinmektedir.

Bediüzzaman bâtıl şeyleri tasvir etmek saf zihinleri bozar demesine rağmen, Rusya’da komünizm döneminde kadın erkek hamamlarda çıplak yıkanmalarını teşvik eder, şeklindeki benzetmesini anlayamamıştım. Sonra bu rejim yıkıldıktan sonra, o ülkelere gittim, Bediüzzaman en hafif benzetmeyi yaptığını anladım.

Bütün peygamberler, kendilerine peygamberlik görevleri verilmeden önce, bazı harikalara mazhar oldular ve Allah tarafından bir nevi koruma altına alındılar. Yani peygamberlerin peygamberlikten önceki halleri, bir nevi velâyet gibidir. Hz. İsa (as) hariç, tüm peygamberlerin velâyeti önce, Peygamberlikleri ve Allah’ın izni ile mucize göstermeleri sonradır. Hz. İsa (as), Meryem validemize atılan iftira karşısında, validemizin beşikteki oğlu Hz. İsa’yı (as) gösterdi, o da beşikte konuşarak, Meryem validemizin masumiyetini anlattı. Bu olay Hz. İsa’nın (as) peygamberliğinin önce olmasının delilidir. Yani Hz. İsa’nın (as) peygamberliği, onun doğumu ile başlamıştır. Sonra üçüncü tabakay-ı hayata çıkarılmıştır. Bu tabakadan, Deccal’ı öldürmek için inmesi, peygamber olarak değil de bir veli veya mübarek bir insan olarak olacaktır. “Üçüncü tabakayı hayat: Hz. İdris ve Hz. İsa aleyhimesselamın tabakay-ı hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrütle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nurani bir letafet kesb eder……. cism-i dünyeviyeleri semavatta bulunurlar…… Hz. İsa aleyhisselam, İsevilik şahs-ı manevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal’ı öldürür. Yani inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.” (Mektubat s.16)

İslam tarihi açısından, İslam’ın mukadderatını ilgilendiren üç tane iç ve üç tane de dış büyük olay vardır. Dış olaylardan biri, Hulagü’nün Bağdat şehrini yakıp yıkması, insanları kesmesi ve oradaki kitapları Fırat nehrine dökmesidir. Nehrin bir süre kan ve bir süre de mürekkep aktığını tarihî kaynaklar söylüyor. Bu dehşetli olay, insanlık tarihi için küçük bir deccalizimdir.

Diğeri, İslam içinden çıkıp münafıkça insanları kandırarak, İslam dininin değiştirilmesine çalışan Süfyanizm komitesidir. En tehlikelisi de budur, çünkü bu cereyan hak dini yani İslam dinini bozup değiştirmeye çalışacaktır. Çoğu insanlar bu münafıklığı anlamayacaktır. Belki de süfyanizme dindarlık kılıfı giydirilecek, İslam kâğıttan bir kaplan haline dönüştürülmeye çalışılacaktır.

Diğeri ise komünizimdir, 1917 ihtilalından hemen sonra, ipler küresel dinsizlik komitesinin eline geçti. Asıl ihtilalciler tasfiye edilip, dünyanın yarıdan fazlasını kasıp kavuran bu dinsiz rejim meydana çıkartıldı. Bu rejimin çöküşünden sonra, komünizmin etkisinde olan İslam dünyasının yarıdan çoğu rahat bir nefes aldı, ufak büyük, onlarca İslam devleti, bir Müslümanın kanı dökülmeden ve bir tek kurşun atılmadan bağımsızlığa kavuştular. Yaklaşık 40 yıldır, büyük ekonomik zayiat ve çok kanlarla aldığınız küçücük Kıbrıs’ı elimizde tutamıyoruz, fakat onlarca İslam devleti, sessizce bağımsız oldu. Yani tavuk bir yumurta yumurtluyor bir köyü ayağa kaldırıyor, fakat bir inek kocaman bir buzağı doğuruyor hiç kimse duymuyor. İşte komünizmin çöküşü, insanlık tarihinin en büyük olaylarından biridir. Kim veya kimler tarafından yıkıldı, kime fayda sağladı ve bu yıkımın nasıl olduğu üzerinde düşünülüp yorumlar yapılmalıdır.

Sonuç: Bu dehşetli rejim, Allah’ın izni ile zahiren çok zayıf ve güçsüz bir ihtiyara yıktırıldı. Bu yıkılıştan Müslümanlar kadar fayda gören olmadı. Çünkü evrensel dinsizlik, tevhid dini olan İslamı hedef almıştı. Bu yıkımdan çok rahatsız olan evrensel dinsizler, bu müthiş ihtiyarı hedef tahtasına koyarak onlarca İslam devletinin doğmasına sebep olan bu muhteremi, Muhammed isminde (Muhammed ve Mehmed kelimelerinin kökleri aynıdır.) bir Müslümanla vücudunu ortadan kaldırmak istediler. Papa 11. Jean Pole, 13 yabancı dil bilen, bu dillerde vaaz verebilen müthiş bir insan. İnkâr-ı ulûhiyet fikrini, Allah’ın izni ile ortadan kaldırdı. Bunu vuran M. Ali Ağca, basın toplantısına, Allahu ekber diyerek başladı ve Allahu ekber diyerek bitirdi. Ağca’nın bu zavallı ihtiyarla ne alıp veremediği vardı, niçin Müslüman kimliğini ortaya çıkarttı? Bunların düşünülmesi gereklidir. Bu muhterem ihtiyar, iyi tahlil edilmelidir.

Osman KOYUNCU  10 Kasım 2015


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER