Home Said Nursi 3 Said Dönemi
3 Said Dönemi
Aşiret mektepleri ve Said Nursî PDF Yazdır e-Posta
Ahmed Özdemir tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Osmanlı Devleti’ni 33 yıl dağılmaktan kurtaran Sultan II. Abdulhamid, eğitim üzerine çok şeyler yaptı. Daha iktidarının ilk on beş yılında medreseler yanında 160 Ortaokul, 55 Lise, 14 Öğretmen Okulu, 19 Müslüman Özel Okulu ve 9 bin 649 modern ilkokul açılmıştır. Ama içlerinden bir tanesi var ki çok ilginç ve araştırılmaya değer. O da “Mekteb-i Aşair” adıyla bilinen aşiret mektepleridir.

 
Şekerci Han’ın inanılmaz cazibesi PDF Yazdır e-Posta
Sami Cebeci tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Şark yaylalarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a gelen ve Bediüzzaman lâkabıyla anılan Said Nursî, çok büyük idealler ve hedeflerin peşindeydi.

Zamanımızdan yüz sene evvel, 1910 yılında ilkbahardan sonbahara Doğu Anadolu’yu baştan sona gezmiş, halkın problemlerini yerinde görüp hastalığı teşhis etmiş ve çarelerini de bulmuştu.

 
Medresetüzzehrâ dilekçesi PDF Yazdır e-Posta
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Cehalet, ilimle bertaraf olur

Üstad Bediüzzaman'ın cehaletin yegâne çaresi olarak düşündüğü maarif konusundaki gayesini tahakkuk ettirmek için Mabeyn'e (Saray Katipliği–Hükûmet Sekreterliği) verdiği ve kendisini birçok ceza ve musibetlere hedef eden dilekçesi üzerinde bir parça duralım. Bu dilekçesinde şöyle demektedir:

 
Bayraktar Namık Kemâl, Sancaktar Bediüzzaman PDF Yazdır e-Posta
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Hürriyet, Meşrûtiyet ve Kànun-u Esâsî(anayasa) gibi sosyal hayatın can damarını teşkil eden meselelerde Namık Kemâl ile Üstad Bediüzzaman`nın fikir ve kanaatleri arasında muazzam bir benzerlik, fevkalâde bir müştereklik vardır.

Namık Kemâl`in `aşkına esir olmayı esaretten kurtulmak` mânâsında tâbir ve tasvir ettiği hürriyet hakikatini, Üstad Bediüzzaman `imana nisbet` ederek şu hükme varıyor: `İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar.` (Münâzarât, s. 59)

 
Eski Said`in hürriyetçi dostları PDF Yazdır e-Posta
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Eski Said`in hürriyetçi dostları (3)

Yanlış tanıtıldı Namık Kemal(1840–1888), Tanzimattan sonraki en kuvvetli fikir ve kalem erbabından biridir. Şiirleri, makaleleri, romanları klasikler arasında yer aldı. Ne yazık ki, ömrü kısaydı. Vefat ettiğinde 48 yaşındaydı. 23 yaşında memuriyet, 25 yaşında (1865) da cemiyet hayatına atıldı. Hürriyete, meşrutiyete aşk derecesinde bağlandı. Fikir ve kalemini bu yönde kullandı. Bundan dolayı da başına gelmeyen kalmadı. Defalarca hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. Fikri mücadele hayatının son yirmi senesinin hemen tamamı hapiste, sürgünde, zindanlarda geçtiği halde—sanki bütün ömrünü çapkınlıkla geçirmiş gibi—ona atılmadık iftira kalmadı. Sahte kahramanlar, onun gerçek kahramanlığını gölgelemek, hatta örtbas etmek için, onun adına pis pis fıkralar uyduruldu. Her türlü müstehcenliğe bulaştırılmaya çalışıldı. Maalesef, bu yönde önemli mesafe de alındı.

Günümüz insanı Namık Kemal`i hakkıyla tanıyamaz hale getirildi. Kısacık hayatına yüz yıla sığmayan yalanlar, iftiralar sığdırılmaya çalışıldı. Halbu ki o, gerçek manada bir vatan ve hürriyet kahramanıdır. Şahsi hayatında bazı pürüzler, parazitler olsa bile, lanse edildiği gibi asla sefih, serseri, uçkurcu bir insan değildi. Zaten, öyle biri olsaydı, bu derece mükemmel, harikulade fikirler serdetmez, böylesine şaheserler meydana getiremezdi. Dolayısıyla, kuvvetle muhtemeldir ki, Namık Kemal`i en iyi anlayan ve takdir edenlerin başında Bediüzzaman Said Nursi geliyordur. Kamilane sözlü Risale–Nur Külliyatının muhtelif bahislerinde, Namık Kemal`den ve onun isabetli fikirlerinden söz edilir.

Üstad Bediüzzaman, Cumhuriyetin ilk yıllarında gördüğü şiddetli baskı ve zulüm karşısında, Namık Kemal`in meşhur Hürriyet Kasidesinden bir beyiti de zikrederek şöyle der: `Evet, şu hürriyet perdesi altında müthiş bir istibdadı taşıyan şu asrın gaddar yüzüne çarpılmaya layık iken; ve halbuki o tokata müstehak olmayan gayet mühim bir zatın (Sultan Abdülhamid`in) yanlış olarak yüzüne savrulan kamilane şu sözün, Ne mümkün zulm ile, bidad ile imha-yı hürriyet!/Çalış, idraki kaldır, muktedirsen ademiyetten! sözünün yerine, bu asrın yüzüne çarpmak için ben de derim: Ne mümkün zulm ile, bidad ile imha-yı hakikat?/Çalış, kalbi kaldır, muktedirsen ademiyetten! Veyahut, Ne mümkün zulm ile, bidad ile imha-yı fazilet!/Çalış, vicdanı kaldır, muktedirsen ademiyetten! (Tarihçe-i Hayat, s. 165; Lem`alar, s. 175.)

Bediüzzaman, burada ve bir başka bahiste, Namık Kemal`in basiretli bir zat olduğunu, istikbalde gelecek şiddetli istibdadı hissettiğini, ona karşı celallendiğini, ancak zamanlama hatasıyla sillesini Sultan Abdülhamid`e vurduğunu ayrıca ima ediyor. Zulmün karşısında Yine bir başka risalede, Kur`an`ın zalimden ve zulümden sakındıran bir ayetin cevherini mısralarına tac eder gibi haykıran Namık Kemal`den şöyle bahsedilir: (`Zalimlere meyletmeyin. Aksi halde ateş size de dokunur.` Hud Suresi: 113) ayet-i kerimesi fermanıyla, zulme değil yalnız alet olanı ve taraftar olanı, belki edna bir meyil edenleri dahi dehşetle ve şiddetle tehdit ediyor. Çünkü, rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür. İşte, bir ehl-i kemal (N. Kemal), kamilane, şu ayetin çok cevahirinden bir cevherini şöyle tabir etmiştir: Muin-i zalimin dünyada erbab-ı denaettir,/Köpektir zevk alan seyyad-ı bi-insafa hizmetten. (Mektubat, s. 345) (Yani: Zalimlere yardım eden, alçak kimselerdir. İnsafsız avcıya hizmetten zevk alansa, köpektir.)

Hürriyet, yine hürriyet Namık Kemal ile Üstad Bediüzzaman, zulmün karşısında ve hürriyetin safında olma noktasında mükemmelen buluşuyorlar, birleşiyorlar. Bu hususta tam bir fikri ittifak içindeler. Namık Kemal`in kahramanca alkışlayarak sahip çıktığı hürriyeti, Bediüzzaman Said Nursi ise `Rahman`ın bir ihsanı ve imanın bir hassası` şeklinde görüp kabul eder. İnsana karşı tam anlamıyla hür olmanın, Allah`a karşı hakkıyla kul olmayı netice verdiğini ifade eden Üstad Bediüzzaman`a, hürriyetin imanla irtibatını kurmakta güçlük çekenler, hayret ve taaccüp içinde sormuşlar: `Nasıl hürriyet imanın hassasıdır?` Verdiği cevap şudur: `...İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet.` (Münazarat, s. 59)

Ateşkes diye geldiler, İstanbul`u işgal ettiler 16 Mart 1920: Birinci Dünya Savaşı sonrası yapılan antlaşmalar gereği `ateşkes/mütareke` maksadıyla İstanbul`a gelen İtilaf Devletlerine bağlı kuvvetler tarafından, şehir resmen ve fiilen işgal edildi. Meclis–i Mubusan binası basıldı, bazı milletvekilleri tutuklandı, büyük bir kısmı Malta Adasına sürüldü. Bir gün önce de, yaklaşık 150 Osmanlı aydını tutuklanmış ve Malta`ya sürgün edilmişti. Aynı gün, İngiliz askerleri tarafından Şehzadebaşı`ndaki Mızıka Karakoluna baskın yapıldı. Yatakta bulunan askerler süngülendi. Altı er şehit edildi, on beş er yaralandı.

Bu arada, gazete matbaaları, Harbiye binası ve telgraf merkezleri de işgal edildi. Haberleşmeyi tümüyle kestiler. Süleyman Nazif`in tabiriyle o `Kara gün`de, İstanbul`da bir yerden bir yere gitmek mümkün olamadı. Bu durum, Ankara`da bulunan Heyet–i Temsiliye tarafından, şiddetle protesto edildi. Protesto notası bütün devletlere gönderildi. Ayrıca, Ankara`da yeni bir meclisin teşkiline karar verildi. 23 Nisan günü Millet Meclisinin açılışı yapıldı. İstanbul`un işgali, 6 Ekim 1923`e kadar devam etti.

16.03.2006 Yeni Asya

 
Bediüzzaman’ın Doksan Kitabı Ezberlemesi Ve O Dönemde Medreselerde Okutulan Kitaplar PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Said İşeri tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Bediüzzaman’ın eşi benzeri görülmeyen ve hayatı boyunca en ciddi eğitimi, Hicri 1309 yılının kış aylarında gittiği Doğu Beyazıt’ta gerçekleşmiştir. Miladi olarak 1891 yılının son ayları ile 1892 yılının ilk aylarını kapsayan üç aylık bu dönemde hocası, Şeyh Muhammed Celalî Hazretleridir. Medreselerin eğitim metoduna göre on beş senede okutulan “Molla Cami”den sonraki tüm kitapları, o henüz on dört yaşında iken ders almış ve öğrenimini başarıyla tamamlamıştır. Bu gerçeği 1953 yılında yazdığı “Nur Âleminin Bir Anahtarı” isimli risalesinde şöyle ifade eder: “Tırnak kadar kuvve-i hafızaya malik bir adamın kafasında doksan kitabın kelimatı yazılmış. Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hafızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş…”

 
Bediüzzaman´ın Kuva-yı Milliyeye desteği PDF Yazdır e-Posta
Cevher İlhan tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Her 19 Mayıs’ta, özellikle resmî kanallarında bir dizi “nutuk” çekilir; Anadolu’daki Kuva-i Milliye için övgüler dizilir. Bir şeyhülislâmın “Anadolu hareketi”ne karşı oluşu binbir iftira ve tezviratla İslâmın ve Müslümanların aleyhine istimal edilir.  
Ne var ki her defasında cihâdın, İslâmın istiklâl ve haysiyeti, ülkenin şeref ve izzeti ve hükümranlık hakkı için Müslümanlara farz kılındığını ilân eden, İstanbul’un ve Anadolu’nun işgaline kaşı çıkıp Kuva-yı Milliyeye fedakârâne destek veren âlimler ve mücâhidler “unutulur”!

 
Bediüzzaman esir veya şehid düşmüş olabilir PDF Yazdır e-Posta
Dr. Veli SIRIM tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Mehmed oğlu Yusuf ve Mehmed oğlu Abdurrahman.

Bu iki şahsın ismi “Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti”ne, bir diğer ifadeyle o dönemin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne sunulan bir raporda geçiyor.

 
Meşrûtiyet'in Bediüzzaman'ı PDF Yazdır e-Posta
M. Latif Salihoğlu tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Birinci Meşrûtiyetin kapanması ile İkinci Meşrûtiyetin ilânı arasında geçen sürenin tamtamına 30 yıl olduğu (1878–1908) hemen herkesçe bilinen bir tarihî mâlumattır.
Bu demektir ki, Meşrûtiyetin yeniden ilân edilmesi için, tam 30 yıl boyunca uğraşılmış, mücadele edilmiş.

Ancak, ne hikmetse bunda başarılı olunamamış ve 1908 Temmuz'una kadar istenen neticeye bir türlü ulaşılamamış.

 
Abdülhamid'in hal' fetvasını kim vermiştir? PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Ahmet Akgündüz tarafından yazıldı.   
AddThis Social Bookmark Button

Bediüzzaman Said Nursî gibi İslâm âlimlerinin de Sultan Abdülhamid'e muhâlif olduğu ve hatta hal' fetvasını hazırladıkları iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Abdülhamid'in hal' fetvasını kim vermiştir?

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 3

Menü

Anket

Bediüzzaman Said Nursi´yi ilk defa duymanıza vesile olan nedir?
 

[+]
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • fresh color
  • warm color