Devletin gizli yahut mahrem tutulan arşivleri arasında orijinal bilgi, belge ve resimlerle dolu bir `Bediüzzaman Said Nursi` dosyasının olabileceğine hep inandık, durduk.

Aktüel dergisinin son sayısında dikkat çekici açıklamaları yayınlanan eski istihbaratçı Yılmaz Çetin, devletin elinde bu anlamda bir dosyanın bulunduğuna dair inancımızı bir kat daha güçlendirdi.

Yılmaz Çetin, `Necip Fazıl Kısakürek Fotoğrafları` sergisinde, Kültür Bakanı Erkan Mumcu`nun, şairin bazı fotoğraflarının MİT`in arşivinden alındığını açıkladığını hatırlatıyor ve tam bu noktada takip edilen bazı meşhurların da isimlerini veriyor. İsimlerini ifşa ettiği listesinin başında ise, tahmin edildiği gibi Said Nursi ismi geliyor.

Eski istihbaratçı Çetin, devlet Nursi`yi yakın takibe almış diyor; ki, biz de bu ifadenin doğruluğuna yüzde yüz kanaat getiriyoruz. Gerçekte, işin başka türlüsünü de düşünemiyoruz. Acaba, 35 sene müddetince vatandaşlık haklarından ve `hukuk-u medeniye`sinden tümüyle mahrum edilen Said Nursi hakkında, devlet ekabirinin, gizlilik içinde özel bir dosya tutmadığı ihtimali düşünülebilir mi hiç?

* * *

Necip Fazıl Kısakürek Fotoğrafları sergisinde sergilenen tavır, elbette ki memnuniyet hasıl etti. İstihbaratın elinde bulunan orijinal fotoğraflardan yararlanılarak zenginleştirilen bu sergi, aynı zamanda büyük bir ilgiyle de takip edildi. Hatta, ilk kez şahit olunan bu olayın, şuur altına yerleşen `devletin soğuk çehresi`ne karşı, halkta bir sıcaklığın, bir sempatinin gelişmesine vesile teşkil ettiği bile söylenebilir. Nursi`nin fikir ve hayatı Tabii, bütün bu olup bitenlerin ardından, Said Nursi ile ilgili muhtemel gelişmeler de hemen hatıra geliyor.

Ülkemizin son yüz yıllık tarihine fikri damgasını vuran Said Nursi hakkındaki dosyada, acaba neler var? Orada ne gibi bilgiler, belgeler, resimler mevcut? Nursi`nin temsil ettiği fikir, inanç ve hareketin, esasın gizli saklı hiçbir tarafı yok. İnandığı her şeyi, yapmak istediği her hizmeti, ulaşmak istediği bütün hedefleri açık bir dille ya yazarak hayatını tamamlamış. Onun gizli bir emelinin olduğunu iddia edenler, sadece iftira atmışlar, bühtan etmişler, o kadar.

Nursi, bütün mesajlarını yazılı Nur Külliyatı ile insanlığa duyurmuş; bunun dışında gizli-saklı herhangi bir şey bırakmamıştır. Ne var ki, Nursi`nin hayatıyla ilgili olarak bilinmeyen, ya da çok az bilinen bazı devreler var. Sürgün edildiği yerlerde, yanında hiçkimsenin bulunmadığı, ya da bulundurulmadığı zamanlar olmuş:

Bu zamanlarda ne yemiş, ne içmiş, nasıl yaşamış, nelere maruz kalmış? Mesela 19 kez nasıl zehirlenmiş, kim zehirlemiş, başına baltayla kim, niçin vurmuş, beraat ettiği halde hapis ve sürgün hayatı niçin bitmemiş, hayatta iken ne yapacağı zannedilmiş, vesaire… Bütün bunlar bilinmiyor. Devletin elinde, bu konularla ilgili bilgilerin fazlasıyla mevcut olduğunu tahmin ediyoruz. Ayrıca, tahminden de öteye düşündüğümüz bir şey daha var:

Fotoğraflar… Acaba, istihbaratın elinde şimdiye kadar hiç yayınlanmamış Nursi`nin orijinal resimleri yok mudur? Varsa şayet, bunların birer nüshasını temin etmenin bir yolu yok mudur? Mesela, `Fotoğraflarla Bediüzzaman Sergisi` düzenleyerek… Yoksa, Nursi hakkındaki yasak ve gizlilik hala devam mı ediyor? Bilemiyoruz.

* * *

İngiltere, `devlet sırrı` kabul edilen bilgileri, eskiden 50 sene aradan sonra açıklardı. Şimdi ise, bu gizlilik süresini 30 yıla indirmiş durumda. Araştırmacılar, devlete ait mahrem bilgilere kolaylıkla ulaşabiliyor. Ülkemizde ise, durum çok farklı bir seyir takip etti. 80 yılı aşkın bir zamandır, birçok mesele `sır gibi` saklanıyor, devlet katmanlarında.

1924`ten sonraki resmi arşiv bilgilerinin çoğuna doğrudan ve serbestçe ulaşılamıyor. Fotoğraflarla Necip Fazıl sergisinden sonra, hiç olmazsa bundan sonrası için bir derece sevindik, ümitlendik doğrusu. Belki Said Nursi`nin de şimdiye kadar hiç görülmedik bazı resimlerine, fotoğraflarına şahit olur, onun hayatındaki bazı bilinmeyenleri bu vesileyle öğreniriz diye…

Evet, fotoğraflar, yaşanmış bir hayatın en yalın ifadesi, en inandırıcı belgesidir. Acaba, hayatının meçhulde kalan kısmı için, Nursi`nin orijinal fotoğrafları neler söylüyor, cidden bunu merak ediyoruz.

03.01.2005 / Yeni Asya


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER