içtimai dersÜstad Bediüzzaman Hazretleri ve telif ettiği Kur’an’ın elmas kılıcı hükmündeki Risale-i Nur, bu zamanda muslih, müceddid, halife-i zîşan, kutb-u azam, mürşid-i ekmel, müçtehid, ve mehdi sıfatlarıyla muttasıf olarak, başlıca iman, hayat, şeriat, olmak üzere siyaset, saltanat, cihad ve diyanet gibi alanlarda çok vazifeleri deruhte etmektedir.
“İnsanın yüksek mahiyet ve ruhunun istediği hakikî saadet, ancak Kur’an’ın gösterdiği yolda ve rıza-yı İlahînin parıldadığı ufuktadır. Bediüzzaman, Risale-i Nur’la insanlığa bu yolu ve bu ufku göstermekte, sırat-ı müstakim ashabının nurlu kafilesine iltihak etmenin insan için elzem olduğunu duyurmakta ve isbat etmektedir.”1 Üstad Bediüzzaman Hazretleri, mesela siyaset âleminde: menfi siyaset olan ırkçılığa, dinciliğe ve dinsizliğe dayanan siyaseti men etmiş; siyasette muktesit meslek dediği müsbet siyaset ve demokratlık esaslarını çağımıza kazandırarak bu alanda çığır açmıştır. Saltanat âleminde: hakiki hürriyet, hakiki adalet, meşveret-i şeriyye, ahlâk ve fazileti öne çıkararak insanlığa en doğru ve istikametli yolu göstermiştir. Cihat âleminde de cihadın artık maddî değil, manevî olacağını beyan etmiştir: “Evet nasıl ki eski zamanda İslâmiyet’in terakkisi, düşmanın taassubunu parçalamak ve inadını kırmak ve tecavüzatını def’etmek, silâh ile kılınç ile olmuş. İstikbalde silâh, kılınç yerine hakikî medeniyet ve maddî terakki ve hak ve hakkaniyetin manevî kılınçları düşmanları mağlub edip dağıtacak.”2 “Elbette nev’-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir.”3 İmanî sahada ise, bütün mesaisini iman üzerine teksif edip, her nevi dinsizlik cereyanlarına karşı sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’anî vazifesini görerek insanlığın ebedî saadetinin en ehemmiyetli mesele olduğunu belirterek, iman-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda ve bütün dünyada neşretmiştir. Diyanet âleminde de, âlem-i İslam’ın ve Asya kıt’asının hal-i hazırdaki itiraz ve ittihamını izale ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iade etmeğe vesile olan hakikatleri ibraz etmiştir. Hayat âleminde ise; Peygamberimizin (a.s.m.) hilafeti ünvanıyla, bir nevi beşinci halife olarak İslâmî şeairi ihyâ etmiştir. Âlem-i İslâm’ın birliğini dayanak noktası yaparak beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve İlahî gazaptan kurtarmaya çalışmıştır. Şeriat âleminde ise, zamanın değişmesiyle zedelenen bir çok Kur’anî hükümleri ve şeriat kanunlarını ilan ve ihyâ ve icra etmiştir. Özet olarak, Üstad Bediüzzaman Hazretleri cihanşümul eseri olan Risale-i Nur’la beşeri, dünyevî-uhrevî saadete sevk etmiştir ve dünya barışının temini ile “bu zamanın farz vazifesi olan İttihad-ı İslam” surunun tesisini hedef almıştır ve ona da vesile olacaktır inşaallah. “Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev’-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşâallah.”4 Ve “İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak. Ve hâkim, hakaik-i Kur’aniye ve imaniye olacaktır.”5 Çünkü “en hâlis ve en selâmetli ve en mühim ve en muvaffakıyetli hizmet, Risale-i Nur şakirdlerinin daireleri içindeki kudsî hizmettir. ”6

Bu kudsî hizmeti kıyamete kadar devam ettirmekte olan Nur mensupları içerisindeki Yeni Asya camiası da, başta Yeni Asya gazetesi olarak, bütün neşir organlarıyla omuzlamış ve ümmet-i Muhammediyeyi sahil-i selamete çıkarmak için bütün gayretiyle çalışmaktadır. Her gün Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin baş yazarlığında kamuoyunu hak ve hakikate yönlendiren hem sosyal, hem siyasî sahada müsbet siyaset ve hürriyet ve demokrasinin elzemiyetini nazarlara sunmakta ve Köprü, Genç Yorum, Bizim Aile, Can Kardeş, Bizim Radyo ve kitap neşriyatıyla da insanımızı okumaya sevk etmekte ve daha önemlisi Risale-i Nur Külliyatını neşrederek milletimizin imanının kurtulmasına, manevî değerlerine sahip olmasına vesile olmaktadır. Bu sebeple Yeni Asya’nın hizmeti cihanşümûldur, küçümsenemez. İnşaallah kıyamete kadar devam edecektir. Cenab-ı Hak muvaffak ve muhafaza eylesin.

Dipnotlar:
1-Tarihçe-i Hayat,52,
2-s. 149,
3-Sözler 418,
4-Tarihçe-i Hayat 151,
5-s.143,
6-Kastamonu Lahikası 115


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER