Tola, Demirel ve Hesna Şener

Bundan tam 25 sene evvel Çam Dağında görüştüğümüz Ali İhsan Tola’nın sağlıkla ilgili fıtrata uygun tavsiyelerini aktarmışkan, bugün de sosyal hayata dair iki hatırasını takdim etmeye çalışalım.
Bu hatıralardan biri 9. CB Süleyman Demirel ilgili, diğeri ise Denizli Ağır Ceza Mahkemesinde 33 yıl (1943-75) vazife yapan Hakime Hesna Şener Hanımla alâkalı.

Bundan on beş sene kadar evveldi. Bir grup genç, Senirkent’e, Ali İhsan Tola’nın ziyaretine gider. Aralarında, İstanbul’dan tanıdığımız genç kardeşler de var.

Sohbet esnasında, Isparta İslâmköy doğumlu olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den de bahis açılır. Gençlerden biri şunu sorar: Sizin Demirel hakkındaki fikir ve kanaatinizi öğrenmek istiyoruz. Sizce nasıl biri? Akıbeti sizce ne olur?

Gençlere tebessümle, şu meâlde kısa bir cevap verir, Ali İhsan Tola: Süleyman Beyle hemen hemen aynı yaşlardayız. Hangimizin önce gideceğini Allah bilir. Kendisi vefât ettiğinde, şayet Ankara’da gömülürse, âkıbetinin vahim olduğu ihtimalini kuvvetlendirir. Yok, eğer Isparta İslâmköyü’ne getirilip defnedilirse, o takdirde Üstadımıza yakın olmuş ve kabre imanla girmiş denilebilir. Zira, Üstadımızın mezarı da İsparta’da olup, ayrıca Kastamonu Lâhikası’nda “Ben İslâm köyünü Nurs köyü gibi biliyorum” der.

Hesna Şener Hanımla ilgili hatırasını ise, bundan on dört sene evvel yayınlamıştık. Şimdi, geniş bir özetini takdim edelim…

Denizli’de 33 yıl hakimlik yapan ve 15 Haziran 1944’te Risâle-i Nur’un beraat kararına imza atan Hesna Şener Hanım,22 Temmuz 1975’te Hakk’ın rahmetine kavuştu.

OKU:  Bediüzzaman Külliyesi'nde yeni gelişmeler

1903’te Isparta Senirkent’te dünyaya gelen Hesna Hanım, Senirkentli ilk üniversite mezunuydu. İlk hukukçu ve ilk hakimdi. Kezâ, emsâlsiz baskılara karşı direnerek, Risâle-i Nur’un beraatine karar veren ilk hakimlerden biriydi ve Üstad Bediüzzaman’ı bütün kuvvetiyle müdafaa eden bir cesur yürek, bir şefkat kahramanıydı.

Ali İhsan Tola, Üstad Bediüzzaman ile Hesna Şener Hanım arasında bir nevî köprü vazifesini görmüş, selâmlaşmalarında ve fikir alış–verişlerinde gereken irtibatı sağlamış bir hizmet ehlidir.

1950’li yıllarda Üstad Bediüzzaman’ın özel selâmını ve mesajını Hesna Hanıma götüren Ali İhsan Tola, karamsar bir halde gördüğü Hesna Hanımı şöylece teselli etmeye çalışır:

“Üzülme Hesna Hanım. Hz. Bediüzzaman gibi bir zâtın hususî duâsına mazhar olmak gibi büyük bir şansın var. Bu az bir şey mi? Denizli’ye sizi ziyarete sırf bunun için geldim. Üstadımız Said Nursî’nin size selâmını getirdim. Beni o gönderdi. Sizin için duâ ettiğini ve sizi talebeliğe kabul ettiğini ifade buyurdu.”

Bunları duyunca çok duygulanan Hesna Hanım ile akrabası/hemşehrisi Ali İhsan Tola arasında şu konuşma geçer:

Şener: O mübarek zât, bizi bu tesettürsüz halimizle kabul eder mi ki?

Tola: Evet, sizi hem talebeliğe, hem de mânevî evlâtlığa kabul ediyor. Hatta, sizin için hususî duâ ettiğini söyledi.

Şener: Yine de o ilm-i hakikat sahibine lâyık bir talebe olamadığıma üzülüyorum.

Tola: Üstad, tam üç kere beni çağırarak size selâmını getirmemi istedi. Emin olun, size çok değer veriyor. Risâle-i Nur’un beraatine karar verenlerden olduğunuz için, sizin veliler kadar büyük hizmet ettiğinizi söylüyor ve her daim duâ ediyor.

Bunları duyan Hesna Hanım hüngür hüngür ağlamaya başlar ve herkesten müsaade isteyerek hususî dünyasına çekilir. Yaklaşık 10 gün müddetle hiç dışarı çıkmaz ve kimseyle de görüşmez.

Denizli’den Isparta’ya dönen Ali İhsan ise, bu ziyaret ve sohbet esnasında konuştuklarını Üstad Bediüzzaman’a olduğu gibi anlatır. Üstad da, kendisine şunları söyler: “Ali İhsan kardaşım. Ben Hesna’nın ismini gavsların, kutupların yanına yazdım. Onlarla beraber ona da duâ ediyorum. Kur’ân’ın malı olan Risâle-i Nur dâvâsında erkekler korktu; ama, o hayatını ortaya koyarak bu dâvâya taraf oldu. Yarın Rûz-i mahşerde, o şecaat ve cesaret timsâline Kur’ân şefaatçi olacak… Bak kardaşım. Akrabanız Hesnâ tesettürsüz diye, ona belki de darılıyordunuz. İşte bak, tesettüre riayet etmiyor dediğin o şefkat kahramanı, Tesettür Risâlesini beraat ettirdi. ‘Essebebü ke’l-fâil’ sırrınca, bu hizmetten hâsıl olan hasenelerin, sevapların bir misli ona da yazılıyor.”

OKU:  Siyaset ve şahsiyet farkı

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*