Tarikatlar ve Risale-i Nur

Bu zamanda, ulaşım ve iletişim araçlarının gelişmesi ile dünya büyük bir köy konumuna gelmiştir.
Eskiden her bölgenin veya topluluğun ayrı peygamberleri vardı, her peygamber kendi ümmetlerini irşat ediyordu. İnsanlık belli ilmi seviyeye gelince bütün insanlık için tek bir peygamber kâfi geldi. Hz. Muhammed’den (asm) sonra peygamber gelmeyeceğinden, İslâm toplumunu irşad için çok sayıda mücedditler ve mürşitler gelmiştir, ya ilimle ve tasavvufla zamanlarındaki toplulukları aydınlattılar. Bu on dört asırlık dönemde de çeşitli mezhepler meydana çıktı, her biri bulunduğu toplumun sosyolojik yapısına uygun şekilde insanları irşad ettiler ve ümmete rehber oldular. Zamanın ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesi ile irşad şeklini değişti. Bazıları, dinî, siyasî makam ve maddî menfaatlere alet edince, ihlâs ortadan kalktı, bazı dindarlar ise, dini yalnız şekilden ibaret sandılar, özü kaybederek kabukla iştigal etmeye başladılar. Din adamlarının ve tarikatların bir kısmı, devleti ele geçirip, devlet gücü ile dindar yetiştirmek istedi. Her yerde camiler, Kur’ân kursu ve dinî okulların açılmasına rağmen, ahlâksızlık, cinayetler, yolsuzluklar, boşanmalar, hırsızlık, dolandırıcılık ve adam kayırma gibi olaylarda büyük artmalar oldu. Dinî hizmetlerde ihlâs yani Allah rızası kaybolduğu zaman, yapılan telkinler fayda vermez. Din, tarafgirlikle hırsı ile anlatılınca kalplere tesir etmediği gibi bazı halk tabakasının da yanlış olarak dindarlardan ve dinden soğumasına sebep olur.

OKU:  İlm-i Cifir (Ebced)

Bundan sonra insanlar, dini ya okuyarak veya ehil ellerden iletişim araçlarını kullanarak öğrenecekler. Dış düşmanlar dindar toplumu birbirine kenetlemiştir, işler ehil olanlara verilmediğinde ve hurafeler arttığında din zarar görmüştür.

Devleti ele geçirip hizmet yapmak isteyenlerin bazıları dini kullanıp dünyevîleşti. Bediüzzaman, ahir zamanda fen bilimleri mu’cizeler ve kerametleri taklit edilecek, mu’cizelere yanaşılacak, fakat geçilemeyecek diyor. Bu zaman fen bilimlerini bilmeden Kur’ân’ı tam anlamak mümkün değildir. Bazı dindarlar ilimleri, dinî ve dünyevî ayrımına giderek, İslâm dinini ortaçağ karanlıklarına hapsetti. Bir tek Allah var, dini ilimlerde O’nun fenni ilimlerde O’nundur. Risale i Nur, bütün hak ilimleri tevhit noktasında birleştiriyor, onun için din, Risale-i Nur mantığı ile anlatılırsa akıllara ve kalplere tesir ediyor.

Hocaların çoğu, maalesef fen bilimlerinde maharetli olmadıklarından ilim çevrelerine yaptıkları irşadlar tesirsiz kalıyor. Geçmişte tarikatlar, çok büyük görevler yaptılar, bu zamanda bazılarını siyaset ve menfaat bozdu. Şimdi bu zamanda irşad görevini Risale-i Nur yapacaktır. Bediüzzaman Mesnevî’nin başında özet olarak şöyle diyor: “Mesnevî, gizli ve sessiz zikri esas alan tarikatlar gibi (Nakşi gibi) nefse yani içe yönelik o şekilde çalışmış, kalp ve ruhun içinde yol açmayı başarmıştır. Bahçesi olan Risale-i Nur ise, hem nefse yönelik hem çoğu bakımdan açık zikri esas alan tarikatlar gibi (Kadri gibi) dış dünyaya ve harici daireye bakarak, Allah’ın hakkıyla bilinip tanınması için her yerde geniş yollar açmıştır. Adeta Musa (as) gibi nereye vurmuşsa su çıkarmıştır. Hem Risale-i Nur, aklî ilimlerde yol alanların (bazı felsefecilerin) ve âlimlerin (kelâmcılar gibi) yolundan gitmeyip, Kur’ân’ın bir manevî mu’cizesiyle her şeyde Allah’ı hakkıyla bilip tanımaya yönelik bir pencere açmış, bir senelik bir işi bir saatte görür gibi Kur’ân’a ait bir sırrı anlamıştır ki, bu dehşetli zamanda pek çok inatçıların hücumlarına karşı mağlûp olmayıp galip gelmiştir.”

OKU:  Risale-i Nur gözüyle ölüm

Bütün bunlar gösteriyor ki, Risale-i Nur ahirzamanda irşad görevini Âlemşümul manada devralmıştır. İnsanlık bunaldı bir aydınlık bekliyor, gölgelemelere rağmen, bulutsuz yaz mevsiminde güneşin doğması gibi Risale-i Nur güneşi de doğmuştur. Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez bir güneş olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*