Siyasetin dine zarar çarpıklığı

Mahalli seçim sath-ı mâilinde de dini siyasette istismar ve propaganda garabetleri devam ediyor.

Özellikle “iktidar cenâhı”nda zora giren siyasetin dini inhisarla siyasette istimali ve siyasî rakiplerini “din dışı” hatta “din düşmanı” gösteren “menfî siyaset” çirkinliğine tevessülle ipe sapa gelmez yakıştırmalarla, camiye siyaseti sokmakla muallel çarpıklıkların ardı arkası kesilmiyor.

Aslında yakın geçmişte “dinin siyasette istismarı” vetiresinde bir milletvekili “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” temennisini dile getirdi. Bir bakan yardımcısı, bir düğünde evlilik cüzdanını geline verirken “Erdoğan’ın sünnetinin gereğidir” dedi. “İktidara ilişik bir tarihçi”, “İslâmî kaideye göre Erdoğan’a oy vermek İslâmın gereğidir” diye konuştu.

Bilhassa referandum ve seçimler öncesinde istismar öyle bir vartaya vardırıldı ki “referandumda hayır diyenler haçlı zihniyetidir” ithamında bulunduldu. Bütün bu çarpıklıklara kamuoyu önünde hiçbir ikaz ve doğru dürüst düzeltme yapılmadı.

HİÇBİR CİDDÎ İKAZ YAPILMIYOR!

Ne var ki son süreçte dehşet istismarların fiilen arttığı görülüyor. Son süreçte mâlum Millî Savunma ve Millî Eğitim Bakanlığı yapmış bir AKP’li vekil, partisinin il belediye başkanına oy isterken, “İnanıyorum ki vereceğiniz destek yarın ruz-i mahşerde (kıyamet gününde), yine sizin berat belgelerinizden (kurtuluş belgelerinizden) biri olacak” demişti. (Gazeteler, 26.1.19)

Keza AKP Çamlıyayla İlçe Başkanı, “Birçok arkadaşımız mevcut başkanımıza ‘hırsız’ diyen de oldu, ‘yanlış yapıyor’ diyen de oldu. Ben de diyorum ki vatan hâinlerinin yanında yer almaktansa, hırsız bizim hırsızımız, biz yanında yer alırız” diyerek AKP adayına destek istedi. (gazeteler, 8.2.19)

Bu vetirede AKP’li adaylara camilerde duâ edildi. Partisinin Genel Başkanı olarak seçim çalışmaları için Bursa’ya giden Cumhurbaşkanı’nın Ulu Cami’ye girişi sırasında verdiği vaazı kesen imam, “Milletin canından çok sevdiği, aziz bildiği Cumhurbaşkanımız camiimize teşrif etmiştir; duâ ediyoruz, hürmet ediyoruz” ifâdelerine dair Diyanet’ten hiçbir açıklama gelmedi. (Yeniçağ, 16.2.19)

Gaziantep’te camide Cumhurbaşkanı’nın mitingine çağrı yapan imama “Burası siyaset yeri değil’’ diye ikaz eden cemaate ‘’inadına geleceksin’’ tehdidiyle karşılık verildi. (gazeteler, 18.2.19)

Bütün bu fecaatlere de hiçbir ciddi bir ikaz yapılmadı, hataların tashihine dahi gidilmedi…

“ADÜVVÜ’D-DİNDEN DAHA MUZIR…”

Özetle üniversite ve yargının – hukukun yanı sıra dinin – caminin siyasette istimali vahameti sürüyor. AKP iktidarında okula, adliyeye, kışlaya sokulan siyaset pervâsızca camiye de sokuluyor.

Muhalefetin en küçük bir dil sürçmesini serişte edip veryansın eden “iktidar cephesi”, özellikle dini açıdan fevkalâde mahzurlu ve tehlikeli, bütün bu vahim yakıştırmaları birkaç oy uğruna hep geçiştirdi, geçiştiriyor.

Hâsılı, Bediüzzaman’ın beyânıyla “Siyasetçilik taraftarlığıyla umûmun mâl-i mukaddesi (mukaddes ortak değeri) olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına (siyasetdaşlarına) daha ziyade has göstermekle, kavi (kuvvetli) bir ekseriyette dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla (dini) nazardan düşürmek” cinâyeti işleniyor.

Ve siyasî iktidarın “din tekelciliği”ne soyunmalarıyla “adüvvü’d-dinden daha (din düşmanından) daha muzır” (daha fazla zararlı) dine zarar veriliyor. (Sünûhat, 65-67)

Yazık, çok yazık…

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*