risaleinur-00029Kafaların İslâm dini konusunda karmakarışık olduğu günümüz ortamında İslâm’a hayatıyla örnek olmak kuşkusuz çok önemli bir vazifedir.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’da verdiği müsbet hareket formülü bu çok önemli vazifenin ifasını lâyıkıyla gerçekleştirir. Kur’ân hakikatlerinden taviz verilmeden, ama şiddet de uygulamadan gerçekleştirilen bir sivil toplum hareketi meydana getirir Risale-i Nur.

Bediüzzaman Hazretleri kendisine yapılan sayısız resmî ve gayr-i resmî keyfî muameleler karşısında “Nur mesleğinin bir esası olan şefkat düsturu”ndan asla vazgeçmemiş, hatta bedduâ dahi etmemiştir. Bunun sebebini şöyle izah eder: “Çünkü o zalim gaddarın ya peder ve validesi gibi ihtiyar bîçarelere veya evlâdı gibi masumlara maddî ve manevî darbe gelmemesi için o dört beş masumun hatırına binaen o zalim gaddarlara ilişmiyorum.

Bazen de hakkımı helâl ediyorum.” (Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, İstanbul, 2008, s. 803.)

KUR’ÂNÎ BİR DÜSTUR: SUÇ ŞAHSÎDİR.

Bir caninin cinayetiyle yakınlarını, hatta köyünü ateşe vermek, tarafgirâne düşmanlık etmek zulümdür. Kur’ân inananlara bu şefkatli hakikat dersini verir. “Suçun şahsîliği,” kaynağını Kur’ân’dan alan bir düsturdur.

“Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (Fatır Sûresi:18.)

“Muhakkak o (insan), çok çok zalim ve çok çok cahildir.” (Ahzab Sûresi: 72.)

İşte Bediüzzaman Hazretleri ölümünden önceki son derslerinde bu gerçeği sıkça vurgular, farklı açılardan yukarıda verdiğimiz âyetlerin yorumunu, açılımını yapar.

“Hâlbuki, bir masumun hakkı, yüz câni için feda edilmez, onların yüzünden ona zulmedilmez. Şimdiki vaziyet, yüz masumu birkaç câni için zararlara sokar. Meselâ, hatalı bir adama müteallik biçare ihtiyar valide ve pederi ve masum çoluk çocukları ezmek, perişan etmek, tarafgirâne adavet etmek, şefkatin esasına zıttır. Müslümanlar içinde tarafgirâne cereyanlar yüzünden böyle masumlar zulümden kurtulamıyorlar” der. (Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 729.)

O, ihlâs ve şefkat esaslarından dolayı, siyaset ve politikaların masumların hukukuna zarar veren yönlerinden uzak durur.

HÜLÂSA

İşte Risale-i Nur’un verdiği bu şefkat dersinin cazibesiyle, her bir Nur Talebesi “müsbet hareket” formülünü şahsî ve içtimaî hayatında pusula yapar.

Zaten zulmün artık küreselleştiği asrın insanları için bu formül “âb-ı hayat” hükmünde değil midir?

İhlâsı kazanmaya çalışmak, müsbet hareket etmek, suçun şahsîliği kavramları vasiyeti hükmünde ölümünden önce verdiği son derslerdeki mesajlardan birkaçıdır.

Onun hayatına ve eserlerine şahitlik edenler bütün baskılara ve korkutma politikalarına rağmen gönül bağlarını koparmadılar, irtibatlarını kesmediler, yoğun bir şekilde çalışmalarıyla, yazılarıyla, duâlarıyla destek verdiler. Çobanlar, çiftçiler, askerler, öğretmenler, doktorlar, ihtiyarlar, çocuklar, gençler…

Risale-i Nur Külliyatı’nda bilhassa Lâhikaların satırları arasında “ihlâs, uhuvvet, tesanüt, muhabbet, sadâkat” esaslarına dayalı bu muhteşem atmosferi soluklamak, gözleri yaşartan gönül bağına şahitlik etmek mümkündür.

Hayatının her safhasında (padişahlıktan meşrûtiyete, şeflik döneminden, çok partili döneme) Kur’ân’ın müsbet hareket formülünü en güzel şekilde yaşayarak bize  gösteren Bediüzzaman Said Nursî’yi rahmetle yad ediyoruz.

Yasemin GÜLEÇYÜZ


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER