Said Nursi’li açılım kitabı Meclis’te

TBMM’de milletvekillerine gönderilen “100 yıllık süreçte Said Nursi ve Demokratik Açılım” kitabı “Kanı Durdurmak”, “Bölünmez Bütünlük”; “Ayrılıkçılığa karşı”; “Adem-i Merkeziyet”, “Eyalet, Federasyon”, “Anadilde eğitim”; “Milli Birlik ve Demokrasi”; “Ağalık nasıl aşılır”; “İslam kardeşliği”; “Asıl olan, ikna”; “Türk-Kürt kardeşliği”, “Asıl reçete bu proje”, “Asırlık gecikme”, “Said Nursi’yi de okuyun” alt başlıklarından oluşuyor.
“Çözüm istemeyenler şehit ailelerini istismar ediyor”

Said Nursi’nin sözlerinden yola çıkılarak hazırlanan kitapta, hükümetin Kürt açılımını “akan kanı durdurmak ve anaların gözyaşlarını dindirmek”“devlet, en azından şu dönemde askeri operasyonları askıya alsa örgüte karşı verdiği mücadelede yenildiğini mi göstermiş olur, yoksa büyüklüğünü mü?” sorusuyla, operasyonların durdurulması gerektiği mesajı verildi. temeline dayandığına dikkat çekilerek,

Askeri operasyonların terörü daha da azdıracağı savunulan kitapta, “Bu mücadelenin mağdurları iki kesimden oluşuyor, şehitlerin ve teröristlerin aileleri. Evlatlarını kurban vermiş olan bu aileler ve bilhassa anneler, birbirinin acısını en derin şekilde anlayıp hissedebilecek ve paylaşabilecek durumda olan insanlar. Onların ‘artık bu kan dursun, çocuklarımız ölmesin, anneler ağlamasın’ talebiyle ortaya koyacakları ortak bir irade ve inisiyatif çözüm ikliminin oluşmasına en büyük katkıyı sağlar” görüşü dile getirildi. Çözüm istemeyenlerin şehit ailelerinin acısını istismar ederek olayı sonu gelmez bir kan davasına dönüştürmek için yoğun şekilde çaba sarf ettikleri öne sürüldü.


“Yaşayan sancıların temelinde devleti asıl, bireyi detay gören anlayış yatıyor”

Kitapta “Bölünmez bütünlük” başlığı altında ise MGK’nin 2009 Ağustos toplantısından çıkan bildirideki “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pekiştirmek” ifadelerine dikkat çekildi. Kitapta “Bu cümlenin kurgulanış biçimine dikkatle bakıldığında, yine problemli bir durumun sözkonusu olduğu fark edilebilir. Çünkü ilk sıraya devleti koyup ülke, millet, kişi, toplum diye devam eden bu silsiledeki yaklaşım, fıtratla, sosyal gerçeklerle ve çağın anlayışıyla bağdaşmıyor. Yaşanan sancıların temelinde devleti asıl, bireyi gerektiğinde kolayca feda edilebilecek bir detay olarak gören anlayış yatıyor” görüşü savunuldu.

“Kuzey Irak’ın Türkiye’ye ilhakı tehlikeli bir yaklaşım”

Kitabın “Eyalet, federasyon” başlıklı bölümünde ise Öcalan’ın hem “federasyon talebinden vazgeçtik” dediği hem de sporu, güvenliği, eğitimi hatta savunması bile ayrı bir örgütlenmeden söz ettiğine dikkat çekildi. Eyalet, federasyon yapısının bölünmeyi çağrıştırdığı belirtilen kitapta, “Eyalet, federasyon gibi formüller yerine, merkezdeki istibdatı etkisiz kılıp hukuk temelinde tam ve eksiksiz bir demokrasiyi güçlendirmek”“Yakınlarda yine gündeme gelen ‘Kuzey Irak’ın Türkiye’ya ilhakı’ gibi fikirlere de dikkatli yaklaşmak gerekir. Şu şartlarda böyle bir konu, Türkiye için tehlikeli bir tuzaktan başka bir şey olamaz” denildi.

“Anadilde eğitim hakkı verilmeli” gerektiği kaydedildi.

Kitapta Kürtlere anadilde eğitim hakkı verilmesi gerektiği de dile getirildi. Kürt sorununun ortaya çıkmasında, ‘Kürtçeyi aşağılayan ve Kürtçe konuşmayı suç sayan politikaların’ da büyük payı olduğuna işaret edilen kitapta, Said Nursi’nin Doğu’daki medrese projesini anlatmak için İstanbul’a gelip padişaha iletmeye çalıştığı dilekçede, Kürt çocuklarına eğitim verilirken anadillerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladığı hatırlatıldı. Kitapta “İnsanlar yaşadıkları ülkenin resmi dilini zaten öğrenip kullanmak durumundalar. Ancak bırakın anadillerini de öğrensin, konuşsun. Yasaklayarak ve cezalandırarak varılan yer işte meydanda” görüşü dile getirildi.

“Hükümete ve Gül’e Yaşar Kemal eleştirisi”

Kitabın son bölümünde ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay‘ın Yazar Yaşar Kemal‘le Kürt açılımıyla ilgili yaptığı görüşme hatırlatıldı. Kitapta, “Yaşar Kemal’in dünya görüşünde ve söylemlerinde, kalıcı bir barış ve huzur ikliminin en temel şartlarından biri olan din unsuruna yer verilmiyor olması son derece önemli bir eksiklik. Başından beri çok yakın durduğu DEP’lilerin duruşunun paralel çizgide olması da hem kendileri açısından hem de sorunun çözümüne pozitif bir katkı sağlama şanslarını azaltması cihetiyle çok ciddi bir handikap olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Gül, acaba hem sorunun sebep ve kaynakları hem de çözüm yolları için Bediüzzaman’ın yüz sene önce ortaya koyduğu ve hala geçerliliğini koruyan görüş ve teklifleri de ilgi ve dikkatle okudu mu?” denildi.

20 Kasım 2009
ANKA
image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ BENZER MAKALELER

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*