Lügat manası olarak, Rububiyet: Cenâb-ı Hakk’ın her zaman her yerde her mahlûka, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, terbiye ve tedbir etmesi ve malikiyeti ve besleyiciliği keyfiyeti anlamına gelmektedir.

Bu tarif kapsamında olarak Üstad Said Nursî’nin üçüncü Şuâ’da yaptığı şu açıklamaya bakarsak biraz daha anlamış oluruz her halde; “Ruy-i zeminde dört yüz bin milletlerden teşekkül eden zihayat ordusundaki hadsiz efradın yüz binler tarzda iaşe ve idareleri; şaşırmayarak, karıştırmayarak mükemmel yapılmasıyla, senin rububiyetinin vahdaniyetteki haşmetine ve bir baharı bir çiçek kadar kolay icad eden kudretinin azametine ve her şeye taallukuna delâlet ettikleri gibi, koca zeminin her tarafında, hadsiz hayvanatına ve insanlara, hadsiz taamların çeşit çeşit aksamını ihzar eden rahmetinin hadsiz genişliğine.. ve o hadsiz işler ve in’amlar ve idareler ve iaşeler ve icraatlar kemal-i intizamla cereyanları ve her şey hatta zerreler o emirlere ve icraata itaat ve müsahhariyetleriyle, hakimiyetinin hadsiz vüs’atine kat’i delâlet etmekle beraber o ağaçların ve nebatların ve her bir yaprak ve çiçek ve meyve ve kök ve dal ve budak gibi her birisinin her bir şeyini, her bir işini bilerek, görerek, faidelere, maslahatlara, hikmetlere göre yapılmakla, senin ilminin her şeye ihatasına ve hikmetinin her şeye şümulüne pek zahir bir surette delâlet ve hadsiz parmaklarıyla işaret ederler. Ve senin gayet kemaldeki cemal-i san’atına ve nihayet cemaldeki kemal-i nimetine hadsiz dilleriyle sena ve medhederler.”

Paragrafı gözden geçirdiğimizde Rububiyet’in neleri kapsadığı açık açık görebileceğiz. İlk önce bahsedilen dünya üzerinde yaşayan hayat sahibi dört yüz bin hayat sahibi mahlûkların, her bir çeşidinin ve sayısız ferdinin her birin tek tek, ayrı ayrı idare ve rızıklandırılmaları. Bu idare ve rızıklandırma esnasında hiçbir şaşırma ve karışma olmaması rububiyetinin muhteşemliğini göstermektedir.

Bu idare ve tedbir ve rızıklandırmanın muhteşemliği, Cenâb-ı Hakk’ın vahdaniyetini, ehadiyet’ini, rahmetini gösterdiği gibi ilinin ihatasını, irade sahibi olduğunu ve bunların hepsini yapacak bir kudrette olduğunu göstermektedir.

Meselâ her bir ağacın veya bitkinin, kökten başlamak üzere, gövde, dal, yaprak, budak, çiçek ve meyvelerinin her birinin büyümesi, gelişmesi için gereken her ihtiyacını bilerek, görerek, irade ederek onların faydalarını, hikmetlerini (ve büyük ve çok ölçülü olarak) gözeterek yapması idareciliğinin genişliğini ve muhteşemliğini göstermektedir.

Aynı bütün bunlara, yani, bu işlemlere ve san’atlı varlıklara baktığımızda, her birinin mükemmel yaratılışında güzel ve san’atlı olmasını, mükemmel güzellikteki tam bir nimetlendirmeyi görebilmekteyiz.

Dünyanın her yerinde; toprak üstünde, toprak altında, su altında, dağ başlarında, çöllerde vs. aklımıza gelen veya gelmeyen her bir bölgede, sayılamayacak kadar canlı varlığın her bir çeşidinin ve bunların her bir ferdinin, doğmaları, yaşamaları için gereken ortamların ve yiyecek ve içeceklerinin ayarlanması adeta onların ayaklarına kadar getirilmeleri, ölmeleri ve yenilerinin, nesillerinin devamı vs. Cenâb-ı Hakk’ın rububiyetinin çok açık bir şekilde görmek isteyen gözlere gösteriyor.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER