Risale- Nur’un takvimi işliyor

Küfrün beli kırılmıştır

Bu gün 23 Mart 2020. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin (ra) dar-ı bekaya irtihalinin, 60. Sene-i devriyesi.

60-70 yıldır Risale-i Nur eserleri meydanda. Tahkikî iman dersi veriyor, 130 mürşit hükmünde 130 kitapla dine hizmet ediyor. Bu durumu Bediüzzaman, “Mevtim hayatımdan ziyade dine hizmet edecek” 1 sözünde ifade etmişti.

Bu gün Bediüzzaman’ın fani vücudu dar-ı Beka’da, ama dâvâsı gönlümüzdedir. Hizmetleri hız kesmemiştir, sürat kazanarak devam etmiştir. Geriye bıraktığı altı bin sayfalık yazılı metin binlerce defa baskı yapmış, milyonlara yayılmış, okunmuş, üzerinde tartışılmış, müzakereler yapılmıştır. Milyonların imanını kurtarmıştır.

Batıdan estirilip ülkemiz gençliğine imansızlık aşılayan, Allah’ı ve Peygamberi (asm) inkâr etme, Kur’ân’ı rafa kaldırma ve dini ayaklar altına alma fırtınası, başta Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu müsbet ve ölümüne direniş, sonrasında Risale-i Nur eserlerinin fikir sahasında verdiği yılmaz meydan savaşları neticesinde güç kaybetmiş ve mağlup olmuştur. Küfrün beli kırılmıştır.

Metinlerine Kafa Yormalıyız

Risale-i Nur kehanet yapmaz. Ama hadiselere Kur’ân’ın ve sünnetin penceresinden bakar ve kıyamete kadar olup biteceklerle ilgili bir ahir zaman okuması yapar, bir takvim çıkarır.

Hiç şüphesiz Kur’ân ve sünnet kıyamete kadar geleceklerden haber vermiştir. Ama kapalı ifadelerle örterek, temsil, teşbih ve mecaz sanatlarıyla örerek, müteşabih cümlelerle şifreleyerek, imtihan sırrını örselemeden… Böyle haberleri bir optik okuyucu olmadan okuyamazsınız. İşte Risale-i Nur böyle bir vazifeyle gelmiştir. Âyet ve hadislerde yer alan ahir zaman ve kıyamet şifrelerini çözmüş, ahir zamanın takvimini tutmuştur.

OKU:  Risale-i Nur´da bazı kelimelerin Türkçe ve Arapça yazılmalarında ki hikmet nedir?

Meselâ hadislerde müteşabih biçimde çokça yer alan deccalın hurucundan, Hazret-i Mehdi’nin zuhurundan, Hazret-i İsa’nın (as) nüzulünden, Ye’cüc ve Me’cüc’ten ve Dabbetül-arzdan, ta kıyamete kadar olup biteceklerin haberi, anlayacağımız bir üslûpta, teşbihi, temsili ve mecazı çözülerek Risale-i Nur’da yer almıştır.

Ahir zamanı okumak ve medeniyet krizinden nasıl çıkacağımızın yol haritasını görmek için, onun metinlerine kafa yormamız gerekiyor.

Bu Kısım Ulema

Oysa böyle haberleri kimi dinî otoriteler, hadislerde nasıl geçiyorsa, yorum yapmadan, aynen almıştır. Meselâ alnında “haza kâfirun” yazılı, eli delik, sesi bütün dünyadan duyulan bir deccal beklemiştir.

Kimi otoriteler de, zahir manayı kafasına sığıştıramadığından, hadisleri bütünüyle inkâr etmiş, uydurmadır demiştir. İslâm’ın zengin müktesebatını berhava etmiştir. Bu kısım ulema –maalesef ulemaissu-, batılı oryantalistlerin savunduğu aynı dinsiz fikirleri, yeni yorummuş gibi, bilim dedikleri felsefî cerbezeyle de süsleyerek Müslüman mahallesinde satmaya kalkmıştır.

Bunlar herkesi itham ederler. Ehl-i sünnet âlimlerini, hadisleri, muhaddisleri suçlarlar. “Kur’ân bize yeter!” tezini savunurlar. Ama bunlara Kur’ân da yetmez. Bunlar Kur’ân’ı da aşmışlardır (!) İthamlarından Kur’ân da nasibini almıştır. Bunlar Kur’ân’ı da oryantalistlerin anladığı kadar anlamışlardır.

İşleyen Takvim

Risale-i Nur’a gelince… Ne birinciler gibi rivayetlerin teşbihine teslimiyet… Ne ikinciler gibi rivayetleri hoyratça atmıştır!

Aklın, hikmetin, hakkın, hakikatin rehberliğinde yorumlamıştır. Metinler ortadadır.

OKU:  Risale-i Nur'da; Haşir

Birinci sınıf âlimlerin temel sabitesi olan ehl-i sünnet yolunu kabul etmekle beraber, bu temel caddeyi asrın anlayışına göre, ama yine ehl-i sünnet çizgisinde kalarak yorumlamış, savunmuş ve ispat etmiştir. Sarsılan ve kaybolan imanları ehl-i sünnet çizgisinde tahkim etmiştir. Kelam ilminin ve tasavvufun ehl-i sünnet çizgisinde çağdaş bir okulu olmuştur. Akıl ile kalbi imtizaç ettirmiştir. Ayetlerden ve hadislerden muhteşem bir ahir zaman projektörü sunmuştur. Önümüze muhkem bir kıyamet rehberi, bir ahir zaman takvimi koymuştur.

İşleyen takvim, o takvimdir

Kıyamete doğru, bir yokuştan iner gibi koşarcasına inen dünyamız, Risale-i Nur’a ekmek ve su gibi muhtaçtır. Muhterem Müellifi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Miras bıraktığı hakikatlerin hakkını vermeyi Rabbim cümlemize nasip etsin. Âmin.

Dipnot:

1- Mektubat, s. 501, 509.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*