Risale-i Nur’un mahiyeti

Risâle-i Nûr, Kur’ân’ın asrımızı kucaklayan aydınlığıdır. Dayandığı nokta, bağlandığı ip, doğrudan doğruya Kur’ân’dır. Kur’ân’ın asrımızı şemsiyesi altına alan ışığı, Risâle-i Nûr ile tezâhür etmiştir. Meseleyi, değişik cihetlerden ele alalım:

1- Kur’ân’ın yorumu açısından: Risâle-i Nûr, bizi Kur’ân’ın beşer üstü, dünya üstü, kâinât üstü, madde ötesi mânâsına ve hak mesajına ulaştıran muâsır ve doğru bir rehberdir. Asrımızda sarsıntı geçiren ulvî Kur’ân kavramları Risâle-i Nûr’da tefsîr edilmiştir. Kur’ân’ın her hakikati üzerine binâ ettiği temel dinamiklerinden olan Allah’a îman, Meleklere îmân, Kitaplara îmân, Peygamberlere îmân, Âhiret Gününe îman, hayrıyla, şerriyle her şeyin Allah’ın takdiri olduğuna îmân, Kıyâmet, Haşir, Cennet, Cehennem, Allah’ın birliği ve isimleri ve Allah’ın emir ve yasaklarının hikmetleri Risâle-i Nûr’da felsefeyi ve düşünce dünyasını hayran bırakan bir üslup içinde ele alınır, işlenir, ispat edilir, bürhan ve delil gösterilir ve açıklanır.

2- Hadislerin yorumu açısından: Peygamber Efendimiz’in (asm) hadislerini doğru yorumlamaya olan ihtiyacımız aslâ göz ardı edilemez. Çünkü Kur’ân’dan sonra ikinci derecede önemli bilgi kaynağımız Peygamber Efendimiz’in (asm) hadisleri ve sünnet-i seniyyesidir. Hadis âlimleri çok titiz çalışmalarla o yüksek bilgi kaynaklarını uydurmacıların ellerinden kurtarıp, cilterle kitaplarda derleyip toplamışlardır. Bir kısım uydurmacının kimi hadisler üzerine düşürdükleri gölgeleri bahane ederek Son Peygamberin (asm) hadislerini görmezden gelemeyiz; yoksa Kur’ân’ı anlamamız, İslâm’ı anlamamız, insanlığı anlamamız mümkün olmaz. İşte Risâle-i Nûr, hadisleri üzerine düşen gölgelerden arındırarak, Peygamberin (asm) sözünü doğru anlamanın ölçülerini, kriterlerini, yolunu ve yordamını vermekte; her biri birer altın pırlanta olan hadislerin verdiği gaybî haberleri doğru yorumlarla asrımıza takdim etmektedir.

3- Îmânı kazanma açısından: Hem dünyanın, hem âhiretin saadeti, selâmeti, huzuru, mutluluğu, hiç şüphesiz, îmânı elde etmekte ve yaşamaktadır. Başka din, inanç ve düşünce gruplarının hurâfe ve yanlış telâkkilerle dolu inanç sistemlerine karşılık, İslâmiyet ter ü tâze îmân esaslarıyla tüm insanlığa huzur veren bozulmamış tek hak dindir. İslâm îmânının “gaybî” oluşu zaafından değil, ulviyetinden ve bizim dünyevî nazarımızın kısırlığından kaynaklanmaktadır. Yaşadığımız pozitif ilimler asrında, tutarsız felsefenin de tahrikiyle tüm inançlara savaş açan muhtelif inkâr fırtınaları, İslâm îmânını da silip süpürmeyi gözüne kestirmişken; Risâle-i Nûr, çelikten irâdesiyle ortaya atılmış, Kur’ân’dan aldığı elmas hakîkatlerle dünyaya meydan okumuş ve İslâm îmânının sıhhatini, doğruluğunu, tâzeliğini, hakkın ve hakîkatin tâ kendisi olduğunu, insanlığın tüm fertlerine hem dünyevî, hem uhrevî sonsuz huzur vermeye kâbiliyeti bulunduğunu, Allah’ın doğru vahyinin eseri olduğunu, muhtelif fikir bataklıklarına girip çıkan çağımız insanına Kur’ân’ın en büyük yâdigârı ve hediyesi bulunduğunu ispat etmiş, îmânı aklî ve mantıkî delillerle temellendirmiş ve pozitif düşünce ile doğrulamış bir çağdaş Kur’ân klavuzudur.

4- İslâmiyet açısından: Evrensel niteliğiyle her asrı kucaklayan, her zamana hitap eden, her toplumu muhatap alan, her probleme benzersiz çözümler sunan, maddî-mânevî her yükselişe hız veren, dünyevî-uhrevî her hayırlı adımın, her ilerlemenin, her başarının, her barışın, her ilmin hareket noktasını teşkil eden Allah’ın son dîni İslâmiyet, gölgelerin ve karanlıkların çalkaladığı asrımızda bâtıl dinler mesâbesine indirilmek ve söndürülmek istenmişken; Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle her asrı aydınlatan tecdit kurumu, fitnesinin ağırlığına denk parlak cevher ve bilgi donanımıyla asrımızı da müşfik kollarına almış ve İslâmiyet’i yeniden tecdit etmiştir. Bu kurumun son münevver meyvesi Risâle-i Nûr, İslâmiyet’i yeniden tecdit etmiş, Kur’ân’ı asrın idrâkine sunmuştur.

5- Müslümanlar açısından: Kaba kuvvetin, hîlenin, desîselerin, ihânetin, inkârın, şüpheciliğin, çirkin siyâsetin ve aşağılık çıkar hesaplarının dünyayı kasıp kavurduğu ve Müslüman’ları yorgun düşürdüğü asrımızda, yepyeni bir heyecanla İslâmiyet’in istikbal dîni olacağını müjdeleyerek, hiç soluksuz îmân ve Kur’ân hizmetine başlayan ve baş döndürücü bir fedâkârlıkla hakkı üstün tutan Risâle-i Nûr, Müslüman’ların umudu, dayanağı, güveni, aydınlığı, mutluluğu, heyecânı ve nûru olmuştur.

Gelecek, inşaallah hidâyetle doludur. Bedîüzzaman Hazretlerine göre; bu günlerimiz sıkıntıyla, ateş çemberiyle, maddî-mânevî buhranlarla geçse de, bu sancılar ve çalkantılar, bu kavgalar ve gürültüler, bu ağrılar ve krizler inşallah Cennet-asâ baharlara gebedir.

Cenâb-ı Hak lütfunu esirgemesin. Âmîn.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ BENZER MAKALELER

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*