Soru: Risale-i Nur’un insanın iç ikliminde yaptığı etki nedir? Bu etki sathî ve şeklî midir, yoksa hayattar, dinamik ve derunî midir?

Cevap: Risale-i Nur insanın iç mimarîsini esas alır, onun nakşına yönelir. Etkisi derin, hayattar ve köklüdür, ruhu şekillendirir, düşünce ufkunu açar, akıl ve kalbin imtizacını sağlar. Onun etkisi, insanı en büyük ve en mükemme1 bir değişime hatırlamaktır. Risale-i Nur, insanın iç iklimine rıza-i İlâhî, ihlâs, hasbîlik, saffet ve samimiyet gibi hissiyatları yerleştirir. Batı dünyası, Garb medeniyeti bu hisleri bilmez, bu kavramları tanımaz. Çünkü bunlar imânî, amelî, vicdânî ve hâlîdir. Kavlî ve lisanî değil. Bunlar para ve maddenin içinde aranmaz, şan ve debdebenin içinde bulunmaz.

Risale-i Nur’un etkisi, hayat ve ameldedir. Davranışlarda görünür, simada okunur.

Soru: Risale-i Nur un içtima î bünyenin tesis ve tekmiline kuvvet verebilecek temel değerleri nelerdir? Sosyal yapı ve beşerî ilişkiler açısından belirlediği esasları, hedefleri var mıdır? İçtima î hayatta istikamet, müsbet hareket, sükûn ve huzuru mu esas alır, yoksa gayesi kin, kan ve intikam mıdır?

Cevap: Risale-i Nur, içtima î bünyenin sıhhat ve istikametine fevkalâde önem verir. İçtima i sükûn ve istirahat-ı umumiyenin tesisine çalışır. Yıkıcı; dağıtıcı, parlayıcı ve parçalayıcı hareketlere aslâ itibar etmez. Müsbet hareketi bir vazife olarak görür, bir şiâr bilir. Menfî hareketlere müsaade etmez. Cemiyet bünyesinde muhabbet ve kardeşliği pekiştirir. İttihat, imtizaç ve ittifakın lüzumunu ortaya koyar. Dinimizdeki kardeşlik ruhunu söndüren Müslümanlar arasındaki muhabbeti, samimiyeti parçalayan hareketleri; yani kabilecilik, aşiretçilik, kavmiyetçilik, unsuriyetçilik menfi i milliyetçilik gibi his ve fikirleri katiyyetle red ve tard eder.

Risale-i Nur, içtima î bünyede istinat noktası olarak hakkı kabul eder. Hakkın hatırının âli kılındığı bir cemiyette zorba mecal bulamaz, kaba kuvvet tahakküm edemez. Hakkın adaletle dağıtıldığı, hakikatin incitilmediği bir cemiyette ittifak hayat bulur.

Risale-i Nur’un içtima î bünyedeki hedef ve gayesi, rıza-i İlâhî ve fazilettir. Fazilet yerine madde ve menfaatin, alkış ve gösterişin sergilendiği bir cemiyette bütün ilişkiler dalkavukluk ve riyakârlık esasları üzerine kurulur, hakikî muhabbet ve tesanüt tesis edilemez.

Risale-i Nur’u, içtima î hayatta teavün (yardımlaşma) düsturunu esas kabul eder. Fakirin, âcizin, garibin, muhtaç ve kimsesizin, yetim ve sahipsizin imdadına koşar. Boğuşmaya, çarpışmaya, kin ve kana müsaade etmez. İçtima î hastalıkları bilim ve şefkatle tedaviye çalışır.