“Risale-i Nur bir tefsir midir? Kur’ân’ın tamamının tefsiri değil diyenler var.”

KAÇ TÜRLÜ TEFSİR VARDIR?

Risale-i Nur için Bediüzzaman şöyle diyor: “Bu zamanda en kuvvetli bir tefsir-i Kur’ânîdir.”1 “Tefsir iki kısımdır. Biri ibaresini izah eder, biri de hakikatlerini ispat eder. Nurlar bu ikinci kısım tefsirlerin en kuvvetlisi ve en kıymettarı olduğuna, ehl-i dirayet ve dikkat yüz binler şahitler var.”2

Nitekim İslâm tarihinde iki tür tefsir yapılmıştır: Rivayet Tefsiri, Dirayet Tefsiri.

Rivayet tefsirinde âyetler genelde ya başka bir âyetle, ya Peygamber Efendimiz’den asm) rivayet edilen hadis-i şeriflerle ya da sahabelerin sözleriyle baştan sona tefsir edilmiştir.

Dirayet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyatına hâkim içtihat sahibi bir âlimin, hadis-i şerifleri ve ilmî gerçekleri de dikkate almak suretiyle kendi içtihadı ile yaptığı tefsirdir.

Bu tasnife göre Risale-i Nur bir dirayet tefsiridir. Kur’ân’ın iman hakikatlerini ihtiva eden âyetlerini tefsir etmiştir.

RİSALE-İ NUR NASIL BİR TEFSİRDİR?

Risale-i Nur’da âyetler klâsik tefsirlerdeki gibi, periyodik bir sıra ile tefsir edilmemiş; Kur’ân’ın en çok ehemmiyet verdiği ve asrımız insanının en çok ihtiyacı bulunan “iman” konusunu ihtiva eden âyetler bütün delil ve burhanları ile izah ve tefsir edilmiştir. Çünkü asrımızda fenden ve felsefeden gelen inkâr fırtınası Müslüman’ın imanına çok büyük hasar vermiştir. Müslüman bu asırda imanını ve ahiretini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Risale-i Nur bu dehşetli hasarı ve imansızlık hastalığını tamir etmek üzere bu asırda Kur’ân’ın bir mu’cizesi olarak zuhur etmiştir.

Dolayısıyla, dinimizin ahkâm ve içtihada mahal kısımlarını önceki asırların büyük ulemasının tefsirlerine ve içtihatlarına bırakan Risale-i Nur, içinde bulunduğumuz dehşetli asırda sadece İslâm’ın ve imanın temel hakikatleri üzerinde yoğunlaşmıştır.

BU ASIRDA NASIL BİR TEFSİRE İHTİYAÇ VARDIR?

Bu asır taklidî imanları yiyip bitiren bir asırdır.

Bu asırda Kur’ân’ın içinden öyle bir tefsir çıkmalıydı ki, hem Kur’ân’ın bütün dâvâsının temeli olan iman hakikatlerini konu alan âyetleri “tahkiki olarak” tefsir etsin… Hem sarsılan taklidî imanları “tahkikî iman” mertebesine çıkarsın… Hem de rivayetlerle ve nakillerle meşgul olmasın; fakat her sözü ve her cümlesi âyet ve hadislerle doğrulansın.

İşte Risale-i Nur, bu vasıfları kendisinde toplayan emsalsiz bir Kur’ân tefsiridir.

Hakikatleri Peygamber Efendimiz’in (asm) müjdelediği Kur’ân ilmidir. Kur’ân’ın semasından nüzul etmiştir. Kur’ân’ın öz malıdır.

Kur’ân’ın periyodik bir sıra ile baştan sona bütün âyetlerini tefsir etmemiş olması Risale-i Nur için bir eksiklik değildir. Risale-i Nur’ca tefsir edilmeyen âyetlerle ilgili olarak diğer müfessirlerin yaptığı tefsirler yeterlidir. Çünkü esasen üç yüz elli bin tefsir âlem-i İslâm’da mevcuttur. Bütün mesele bu tefsirlerden yüz çevirmemektir. Bu sebeple Risale-i Nur’un görev tanımı, kendisinden yüz çevrilen ve yüz çevirdiğinizde imanı götüren âyetlerle ilgili olmuştur.

ESERLERDEKİ ÂYET SAYILARI

Risale-i Nur’da tefsir edilen âyetlere gelince… Tekerrür eden âyetleri almamak şartıyla bu âyetlerin dağılımı şöyledir: Sözler’de 269; Mektubat’ta 88; Lem’alar’da 65; Şuâlar’da 48; İşaratu’l-İ’caz’da 47; Mesnevî-i Nuriye’de 49 âyet tefsir edilmiştir. Keza Barla Lâhikasında 22; Kastamonu Lâhikasında 7; Emirdağ Lâhikasında 6; Nurun İlk Kapısında 4; Hutbe-i Şamiye’de 3; Eski Said Dönemi Eserlerinde 6; Tarihçe-i Hayatta 4 âyet olmak üzere toplam 620 âyet tefsir edilmiştir.

Bunlar metinleriyle birlikte Risalelere giren âyetlerin sayılarıdır. Bir de, metni yazılmaksızın Risale cümleleri içine mana itibariyle girmiş âyet ve hadisler vardır ki, bunların sayısı binlercedir. Hatta şunu söylemek hiç mübalâğa değildir: Risale-i Nur’un her bir cümlesi ya bir âyetin, ya bir hadisin şerhi, izahı veya tefsiri mahiyetindedir.

Dipnotlar:

1- Şuâlar, s. 354.
2- Şuâlar, s. 368.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER