Risale-i Nur yoluyla fanîyi bakîleştirmek

risaleinur-00049Başta Kur’ân olarak bütün semavi fermanlar insanın ebed için yaratıldığını ve ebede gideceğini haber vermişlerdir.
Ancak ebede gidiş yolculuğu, imtihan için kurulan ve fani olan bu dünya hayatından geçmektedir. Evet, “Şu âlem çendan fanidir; fakat ebedi bir âlemin levazımatını yetiştiriyor. Çendan zaildir, geçicidir; fakat baki meyveler veriyor, baki bir zatın baki esmasının cilvelerini gösteriyor.”1

İnsan fani olan dünya hayatını ve ömür dakikalarını ebedi saadetini kazanmak için bakileştirmek mecburiyetindedir. Çünkü “insanın iktidarı kısa, bekası az, hayatı mahdut, ömrünün günleri ma’dud ve her şeyi fanidir. Öyle ise, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etmemesi lazımdır ki fani olmasın. Baki şeylere sarf etsin ki baki kalsın.”2 Evet, “Ticaret ve memuriyet için, mühim vazifelerle bu dar-ı imtihan olan dünyaya gönderilen insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Halık-ı Zülcelal’ine dönecekler ve Mevla-i Kerimlerine kavuşacaklar. Yani bu dar-ı faniden gidip dar-ı bakide huzur-u Kibriya’ya müşerref olacaklar.”3 bu sebeple, “Madem her şey elimizden çıkacak, fani olup kaybolacak; bakiye tebdil edip ibka etmek çaresini”4 düşünmek, aramak ve bulmak durumundayız. Bu her insanın en asli vazifesidir. Bu çareyi, “Emaneti sahib-i hakikisine satmak”5 başlığıyla Risale-i Nur en güzel ve geniş manada günümüz insanına takdim etmekte ve meseleyi şu manalar ışığında değerlendirmektedir:“Biliniz ki mevcudat içinde en kıymetdar, hayattır. Ve vazifeler içinde en kıymetdar, hayata hizmettir. Ve hidemat-ı hayatiye içinde en kıymetdarı, hayat-ı fâniyenin hayat-ı bâkiyeye inkılab etmesi için sa’y etmektir. Şu hayatın bütün kıymeti ve ehemmiyeti ise hayat-ı bâkiyeye çekirdek ve mebde ve menşe olması cihetindedir. Yoksa hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı fâniyeye hasr-ı nazar etmek; âni bir şimşeği, sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divaneliktir.”6 Evet, “İnsan çendan fânidir. Fakat beka için halk edilmiş ve bâki bir zâtın âyinesi olarak yaratılmış ve bâki meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve bâki bir zâtın, bâki esmasının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise böyle bir insanın hakikî vazifesi ve saadeti: Bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâki-i Sermedî’nin daire-i marziyatında esmasına yapışıp, ebed yolunda o Bâki’ye müteveccih olup gitmektir.”7

Mü’min olan bir insan,“Hâlıkının emanetini, Onun namına ve izni dairesinde istimal etmelidir.”8 Çünkü bizlere emanet olarak verilen ömür ve cihazlarımız “hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilmiştir.”9 Bütün mesele, “Cenab-ı Hakk’a abd ve asker olmaktır.”10 Onu rızası dairesinde hareket etmektir. “Kayyum-u Baki olan Zat-ı Zülcelal’e verilen ve onun yolunda sarf edilen şu ömr-ü zail, bakiye inkılab eder. Baki meyveler verir. O vakit ömür dakikaları; adeta tohumlar, çekirdekler hükmünde zahiren fena bulur, çürür, fakat âlem-i bekada saadet çiçekleri açarlar ve sümbüllenirler. Ve âlem-i berzahta ziyadar münis birer manzara olurlar.”11 İnsan, en cem’iyetli ve istidatça en zengin bir varlık olduğundan, “Sultan-ı Ezeli, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrayı bize vermiştir. Biz, haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle re’sü’l-malımız olan istidatlarımızı nemalandırmaktır.”12 Yani bizlere verilen maddi ve manevi cihazlarımızı ahirete müteveccihen yüzlerini hayırlı şeylere çevirmeliyiz ve istidadlarımızı geliştirmeliyiz. Evet, insan “Eğer istidat çekirdeğini İslamiyet suyu ile imanın ziyasıyla, ubudiyet toprağı altında terbiye ederek, evamir-i Kur’aniyeyi imtisal edip, cihazat-ı maneviyesini hakiki gayelerine tevcih etse elbette âlem-i misal ve berzahta dal ve budak verecek ve âlem-i ahiret ve cennette hadsiz kemalat ve nimetlere medar olacaktır.”13 Evet, dünya fanidir, fakat hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Bu itibarla, “Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selametle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.”14

Fani ömrümüzü bakileştirmek yolunda bu zamanda bizlere rehber olacak ve ışık tutacak ve “tahkiki imanı ders vererek, imanı kuvvetlendirip insanı ebedi saadet ve selamete götürecek Kur’ân ve iman hakikatlerini cami bir eser olan Risale-i Nur’u, sebat  ve devam ve dikkatle okumak kat’iyyetle lazım ve elzemdir.” Çünkü Risale-i Nur, “Cenab-ı Hakk’a vasıl olacak yollar içerisinde daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli”15 yolu Kur’ân’dan alarak günümüz insanının işini kolaylaştırmıştır. Risale-i Nur, çağımız insanına şu müjdeyi vermiştir: “Ey insan! Fenaya, âdeme, hiçliğe, zulümata, nisyana, çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulmaya gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz! Siz fenaya değil, bekaya gidiyorsunuz. Âdeme değil, vücud-u daimîye sevk olunuyorsunuz. Zulümata değil, âlem-i nura giriyorsunuz. Sahib ve Mâlik-i Hakikî’nin tarafına gidiyorsunuz ve Sultan-ı Ezelî’nin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğulmaya değil, vahdet dairesinde teneffüs edeceksiniz. Firaka değil, visale müteveccihsiniz.”16 “Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır ve madem bu fâni ömrü, bâki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek. İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. “Lillah, livechillah, lieclillah” rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.”17 Öyleyse, Risale-i Nur yoluyla fani hayatı bakiye tebdil etmeye gayret ve devam inşaallah.

Dipnotlar:
1-Sözler-1036,
2-Mesnevi-i Nuriye 290,
3-Mektubat 384,
4-Sözler 48,
5-age.49,
6-Barla Lahikası 118,
7-Lem’alar 39,
8-Sözler 51,
9-age.52,
10-age.46,
11-age.49,
12-İşartü’l İ’caz 29,
13-Sözler 514,
14-Mektubat 119,
15-age.776,
16-age.385,
17-Lem’alar 38,

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.