Bediüzzaman Hazretleri, Millî Mücadele yıllarında vermiş olduğu mücadele ve göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı tebrik ve taltif edilmek üzere Ankara’ya çağrıldığında, mebusların bir çoğunun namaz kılmadığını görünce, din adına dehşete düşer.
İstiklâl Savaşı’nı kazanan kahraman bir milletin, iman mücadelesini ve Allah inancını kaybetmekte olduğunu anlar ve asıl savaşın bu cephede verilmesi gerektiğini düşünür. Onun için 10 Maddelik bir beyanname hazırlayarak, “imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduttur” diye mebusları sert bir şekilde ikaz eder.

Burada “namaz kılmayan neden haindir?” suali akla gelebilir. Hain demek, bir emanete ihanet eden, verdiği sözden dönen, kötü niyetli olan, vefasız davranan gibi menfi anlamlar taşıyan bir kelimedir. Namaz, Müslümanın  Allah’a karşı en önemli vazifesi ve aynı zamanda ona verilen bir emanettir. Peygamber Efendimiz (asm) namaz için “Gözümün Nuru” demiştir. Yâni bu emanet o kadar değerlidir.

Kelime-i Şahadet getiren bir insan, Allah’ın varlığına, birliğine ve Hz. Muhammed’in (asm) Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şahitlik yapmış, bu değerli emaneti de üzerine almış demektir.

Namaz, Allah Resulü’nün ( asm) Mi’raç makamından ümmetine getirdiği en kıymetli bir hediye, bir emanettir. Her Müslüman, Kelime-i Şahadet getirmekle, bu emaneti kabul etmiş demektir. Bir Müslüman, bu hediyeyi canına minnet bilerek benimsemeli, günde beş defa huzura çıkarak Cenâb-ı Hakk’a teşekkürlerini sunmalıdır. Böyle bir emanete sahip çıkmayan gafil, reddeden ise hain demektir.

Abdil YILDIRIM 06 Temmuz 2015


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER