Fevzi Paşa’nın siyaseti Erdoğan’la devam ediyor

(GÜNÜN TARİHİ: 10 Nisan 1950)
Bugün AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın sürdürmekte olduğu “Siyasî İslâm” hareketi ile”Siyasî Türkçülük” hareketinin piri ve 1948’deki fahrî kurucusu olan kişi Fevzi (Çakmak) Paşa’dır.

Fevzi Paşa, 10 Nisan 1950’de öldü. Mezarı Eyüpsultan’da olup, tam da Yahudi iş adamı Üzeyir Garih’in muammalı şekilde öldürüldüğü noktada bulunuyor.

Paşa’nın mürşidi olarak bilinen Hüseyin Küçük Efendi’nin mezarı da aynı mıntıkada yer alıyor.

Alarko Holding’in sahibi Üzeyir Garih (1929-2001), bu iki şahsın, vaktiyle Yahudiler için yapmış olduğu iyilikleri sebebiyle, hemen her Cumartesi günü kabirleri başına gider ve kendi usûlünce onlara duâ edermiş…

 

Millet Partisi Fahrî Başkanı olan Fevzi Paşa, 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimler sebebiyle meydan meydan dolaşırken, Trakya’daki seçim gezisi esnasında rahatsızlandı ve 10 Nisan günü Teşvikiye Sağlık Evi’nde öldü. Cenaze töreni olaylı geçti.

Şimdi, Fevzi Paşa’yı şahsî ve siyasî yönü itibariyle biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Dindar siyasîlerle Türkçüleri birleştirdi

1876 İstanbul doğumlu olan Fevzi Paşa, askerlik mesleğinde adım adım rütbe ve mertebe kazanarak, 1919’da “Osmanlı Seraskeri” makamına, yani Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yükseldi.

Bu tarihten sonra zaman zaman siyasî (mebusluk, bakanlık gibi) vazifeler üstlenmiş olmakla beraber, esasen askerlik mesleğinden hiç ayrılmadı. Tâ ki, 1944’te “yaş haddinden” emekliye sevk edilinceye kadar.

OKU:  Bediüzzaman’ın siyaset stratejisi

 

1920 Mart’ından itibaren Ankara hükümetinin emri altına giren Fevzi Paşa, 1922’de Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi.

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin toplamını aldığınızda, paşanın “Seraskerlik” müddeti 25 seneyi buluyor.

Kendisi Mareşal olmasına rağmen, bu 25 yıllık süre içinde siyasî otoriteye karşı mutî, yani tam itaatkâr bir asker olarak çalıştı.

 

1948’de Fevzi Paşa’nın fahrî başkanlığında kurulan Millet Partisi (MP) müstebit iktidar cephesi ile uğraşacağına, tuttu muhalefeti bölüp parçalamaya yöneldi.

Evet, Fevzi Paşa, demokrasinin körpe filizi olan Demokrat Parti’yi adeta ortadan ikiye bölerek, Meclis’te Millet Partisi’ne 28 üye ile grup kurdurdu.

Cumhuriyet tarihinin eli kanlı zalimlerinden biri olan Fevzi Paşa, hem “Türkçüler”in, hem de “Siyasî İslâmcılar”ın fahri başkanı konumundaydı. Bu iki siyasî cereyanı ilk birleştiren ve Demokratlar’a karşı onların ittifakını ilk sağlayan kişi aynı zamanda.

Bugün Erdoğan’ın temsil ettiği bu siyasî misyonun piri ve kurucusu olan Fevzi Paşa, Türkçüleri Osman Bölükbaşı, Siyasî İslâmcıları ise Cevat Rıfat Atilhan ile kontrol altında tutarak aynı siyasî organizasyona dahil etmişti.

“Cesur Serasker”

Evet, 10 Nisan 1950’de ölen ve cenaze merasimi hayli olaylı geçen Fevzi Paşa hakkında, en doğru tesbitlerden biri de hiç şüphesiz Üstad Bediüzzaman’a ait.

OKU:  Kur'an-ı Kerim'de Yahudilik ve İsrailoğulları

Feyzi Paşa’yı, mesleği ve zahirî kişiliğiyle hiç bağdaşmayan ve başkasının boyunduruğu altına kolaylıkla girebilen ve pekçok fenâlığa da âlet edilen bir kişilik sahibi olarak gören Üstad Bediüzzaman, Şuâlar (Beşinci Şuâ) isimli eserinde —paşanın ismini vermeden— şu ifadelerle söz eder: “…Gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevvâl ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker.” (Age, s. 513)

Rumûzât-ı Semâniye isimli eserinde ise, “Dizginleri zındıkların eline verdiği” için, âkıbetinin vahim olduğuna dair bir kanaat husûle geliyor. Hz. Üstad, bu sebeple, o öldüğünde “Allah rahmet eylesin” demiyor, daha doğrusu diyemiyor.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*