elif-1“Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şâkirdlerinin şahs-ı mânevîsi “ferid” makamına mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlaka ile Hicazda bulunan kutb-u a’zamın tasarrufundan hariç olduğu ve onun hükmü altına girmeğe mecbur değil. Her zamanda bulunan iki “İmam” gibi, onu yâni kutb-u a’zamı tanımağa mecbur olmuyor. Ben eskide Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsini o imamlardan birisini zannediyordum. Şimdi anlıyorum ki, Gavs-ı A’zamda “kutbiyet” ve “gavsiyet”le beraber “ferdiyet” dahi bulunduğundan, âhir zamandaki şâkirdlerinin bağlandığı Risalet-ün-Nur o ferdiyet makamının mazharıdır.”

Üstadımızın Risale-i Nur’un ferdiyet makamına mazhar olduğunu aktardığı bu cümlede geçen “ferdiyet makamı” ne demektir?

Her asrın kendine has hususiyetleri ve ilcaatları bulunmaktadır. Önceki asırlarda ferdiyetçilik ön planda idi; o asrın insanları o ferd ile hakikatlerin feyzinden nurlanmakta idi. Zira Rabbimiz o dönemin hükümlerinin ilanatını o yüksek zatlar vesilesi ile yerine gelmesini dilediğinden, o kullarını irşadiyet hususiyetiyle donatmış idi. Manevî makamların en yükseklerine ulaşmış olan ve dönemini ihya ve irşad eden  bu zatların, “gavsiyet, kutbiyet, ferdiyet” gibi manevî ünvanları vardı.

Gavsiyet makamı, bütün manevî makamları aşarak makamların sonuna yaklaşmış, asrının en büyük söz sahibi olmuş, insanlara manen yardım etme makamına ulaşmış zatlara verilen bir ünvandır. Bu makamdaki zatları, Rabbimiz her asırda mürşid olarak görevlendirmiştir.

Kutbiyet makamı ise, makamların en yükseği olan son merhalesidir. Bu makama çıkanlar, adeta Rasulullah’ın (asm) o asırdaki bir halifesi ve vekili konumundadırlar. Bu iki makamı yani gavs ve kutbiyet makamını cem edenlere ise, “Kutbu Azam” ya da “Gavs-ı Azam” denir. Bu makama gelen zatlar “Ferdiyet” makamına ermişlerdir. Ferdiyet makamında bulunan zat, kimseden ders almadan, doğrudan Allah ve Resulünden (asm) feyiz almaktadır. Asrımızda ise dehşetli bir zaman olması dolayısıyla “ferdiyet makamı” ancak iman hizmeti veren yüksek ve nuranî bir cemaatin şahs-ı manevisine mazhar olabilmektedir.

Bu zamanda ise, Risale-i Nur ve talebeleri ferdiyet makamına mazhar olmuştur. Binaenaleyh ferdiyetin harika haleti şu asırda Nur dairesinde görünmektedir. Bunun için Kutb-u Azam’ın hükmü altına girmeye mecbur değildir. Çünkü ferdiyet makamına mazhar olan Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi, en yüksek bir makamda iman hizmetini vermektedir. Nasıl ki olağanüstü hallerde bazı özel görevler için yetkilendirilen geniş yetki sahibi olan gruplar vardır. Padişah namına dahi tasarrufta bulunabilirler aynı onun gibi bu dehşetli ahir zamanda da ümmetin selâmeti ve hidayeti için, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi görevlendirilmiştir.

Kaynakça: Kastamonu Lâhikası.

Şeyma TÜRKAN


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER