risaleinur-00020Risale-i Nur’da dünyanın üç vechi olduğu beyan edilmektedir.
Ve müteaddid yerde dünyanın bu üç yüzü açıklanmaktadır. Meselâ 24. Sözde dünyanın üç yüzü mücmelen şöyle ifade edilmektedir:

“Biri, Cenâb-ı Hakk’ın esmasının âyineleridir. Diğeri, âhirete bakar; âhiret tarlasıdır. Diğeri, fenaya, ademe bakar. Bildiğimiz, marzî-i İlâhî olmayan ehl-i dalâletin dünyasıdır.”1

Dünyanın üç yüzünü detaylı olarak tefekkür etmek istediğimizde Üstadımızın teferruatlı olarak Külliyatın çeşitli kısımlarında şöyle aktarımlarda bulunduğunu görmekteyiz:

“Birinci yüzü: Cenâb-ı Hakk’ın esmasına bakar. Onların nukuşunu gösterir. Mana-yı harfiyle, onlara âyinedarlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubat-ı Samedaniyedir. Bu yüzü gayet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır.”2 “Esma-i hüsnaya bakar. Çünki onların mekteb ve tezgâhlarıdır.”3

“Esma-i İlâhiye’nin ayineleri olan bir veçhesi olduğundan  “bu yüze zeval ve firak ve adem giremez; belki tazelenmek ve teceddüd var.”4

“İkinci yüzü: Âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır, Cennet’in mezraasıdır, rahmetin mezheresidir. Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. Tahkire değil, muhabbete lâyıktır.” (Sözler, s. 571)

Dünyanın ahirete bakan veçhesi olduğundan “âlem-i bekaya nazar eder, onun tarlası hükmündedir. Bu yüzde bâki semereler ve meyveler yetiştirmek var; bekaya hizmet eder, fâni şeyleri bâki hükmüne getirir. Bu yüzde dahi mevt ve zeval değil, belki hayat ve beka cilveleri var.”5

“Üçüncü yüzü: İnsanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesatı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünki fânidir, zâildir, elemlidir, aldatır… ehl-i hakikatın ettiği nefret, bu yüzdedir.”6

“Üçüncü Yüzü: Fânilere, yani bizlere bakar ki; fânilerin ve ehl-i hevesatın maşukası ve ehl-i şuurun ticaretgâhı ve vazifedarların meydan-ı imtihanlarıdır.”7

Üçüncü yüzü olan kısım “esma-i hüsnanın âyineleri ve mektubat-ı Samedaniye ve âhiretin mezraası olan koca dünya değil; belki âhirete zıd ve bütün hatiatın menşei ve beliyyatın menbaı olan dünyaperestlerin dünyası”8na işaret edilmektedir. Zira dünyanın bu veçhesi: “Dünyanın Cenâb-ı Hakk’ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsa idi, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler” hadis-i şerifinde ifade edilen dünyanın fenaya bakan yüzüne değinmektedir. Binaenaleyh bu hadiste ehl-i dalâletin “dünyasının âlem-i âhirette ehl-i imana verilen sermedî bir zerresine değmediğine”9 vurgu yapılmaktadır. Kur’ân-ı Hakîm’in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. Sahabelerin ve sair ehlullahın mergub dünyaları, evvelki iki yüzdedir.10

Dünyanın üçüncü yüzü; “kasden ve bizzât kendi kendine bakar. Bu vecihle insanların hevesatına, keyiflerine ve bu fâni hayatın tekâlifine medar olur. Nur-u imanla dünyanın evvelki iki vechine bakmak, manevî bir cennet gibi olur. Üçüncü vecih ise, dünyanın fena yüzüdür ki zâtî ve ehemmiyetli bir kıymeti yoktur.”11

Şeyma TÜRKAN

Dipnot:
1- Sözler, s. 311.
2- Sözler, s. 571.
3- Mesnevî-i Nuriye, s. 69.
4- Mektubat, s. 488.
5- Mektubat, s. 488.
6- Sözler s. 571.
7- Mektubat, s. 488.
8- Sözler, s. 311.
9- Sözler, s. 311 (24. Söz 3. dal 5. remiz).
10- Sözler, s. 571 (32. Söz 2. mevkıf 3. maksad 4. remiz),
11- Mesnevî-i Nuriye, s. 69.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER