Bediüzzaman’sız hiçbir çözüm çare değildir

dünya-risalei nurHalkın kahir ekseriyetinin tahkik ehli olmayışı maalesef kurnaz siyasilerin işini kolaylaştırıyor.
Her türlü yalanın, hilenin, aldatmanın revaçta olduğu siyaset arenasındaki siyasilerin ayak oyunlarının farkında olmayan çoğu insanların bu hali siyasilerin meydanı boş bulmalarına zemin hazırlıyor. Perde arkasında oynanan oyunların, menfaat üzerine yapılan pazarlıkların geçerli olduğu günümüzde, siyaset anlayışının farkında olmayan insanların çokluğu böyle yanlış gidişata fetva verdiriyor maalesef. Sorguların, soruşturmaların, araştırmaların yapılmadığı toplumlarda meydanlar siyasilerin duygusal, hamasi nutuklarına kalıyor.

Bediüzzaman’ın; “lisan-ı siyasette, lâfız mânânın zıddıdır” enteresan ve dikkate değer tesbitinden bihaber siyasilerin hemen her fırsatta bol keseden atıp tutmalarına; vaat ve sözlerinde durmamalarına veya sık sık U dönüşlü manevralar yapmalarına sebep oluyor.

Bu meyanda yine Üstad’ın; ”söylenen her sözün kalbe girmesine yol vermeyin.. Mihenge vurmadan almayın” ikazından çoğu insanların habersiz olması; haberi olan çoğu ihvanın da bu ikazı dikkate almamalarının bir sonucudur ki, siyasilerin hemen bütün söz ve beyanları herhangi bir mihenge vurulmadan, hiçbir süzgeçten geçirilmeden serbestçe kalbe de, akla da, beyine de yerleşebiliyor.

Yine Üstad Bediüzzaman’ın; “Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz.. Biz müteharrik-ı bizzat değiliz (kendiliğimizden hareket etmiyoruz); bilvasıta hareket ediyoruz (başkalarının eliyle hareket ediyoruz)” enteresan tesbitine göre, bizde yapılmakta olan siyasetin ucunun ecnebilerin elinde olduğundan, çoğu zaman onların yönlendirmeleri istikametinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla çoğu zaman farkına varmadan ecnebilerin işledikleri cinayetlere, zulümlere ortak olmak gibi tehlikelerle karşı karşıya kalıyoruz. İşte Bediüzzaman’ın bu teşhis ve tesbitlerinden habersiz veya haberdar olup da bu tesbitleri dikkate almayan çoğu insanların, uygulamalarda inisiyatifin tamamen siyasilerimizin elinde bulunduğunu zannederek, tam bir teslimiyetle, siyasî iktidara angaje olarak yanılgıya düşüyorlar.

Keza Üstad Bediüzzaman’ın; “ekseriyetle siyasetçi tam dindar olamaz; dindar da siyasetçi olamaz” teşhisinden haberi olmayan çoğu insanların varlığı ve haberleri olduğu halde çoğu ihvanın da bu doğru tesbiti kulak ardı etmelerinin bir sonucudur ki, bazı siyasilerin her fırsatta bolca dinî terim ve deyimleri istimal etmelerine dayanarak çoğu ehl-i din, onları tam müttaki dindar olarak görüyor.  Bununla da yetinmeyip, bu siyasilerin reklâmını yapıp, şu veya bu şekilde onların bazı yanlış uygulamalarını ve itirazlarını da sanki dine yapılan saygısızlıklar farzederek en büyük suç ve affedilmez günah sayıyorlar maalesef.

Yine Üstad Bediüzzaman’ın dine hizmet gayesiyle iktidara talip olan partiyle alâkalı olarak; “yüzde altmış-yetmişi tam dindar olmadıkça böyle bir parti başa gelmemeli;……şayet gelecek olursa, dini siyasetlerine alet etmeye mecbur olur…” ikazına kulak asmayan bir çok ehl-i dinin varlığı ve bu çarpıcı ikazlardan haberdar olduğu halde, işin ciddiyetini anlamak istemeyen dindarların varlığı sonucu mevcut iktidar başa geldi. Ve uzunca bir zamandır iktidarda bulunan dindar diye bilinen bu hükümet ve parti yetkilileri bir taraftan bilerek veya bilmeyerek her fırsatta bolca dinî değerleri siyasetlerine alet etmekten çekinmediler. Diğer taraftan da toplumda artarak devam etmekte olan alkol, uyuşturucu alışkanlıkları, müstehçenlik ve gayr-ı meşrû ilişkiler; önü alınmayan rüşvet ve yolsuzluk vakıaları, artarak devam etmekte olan şiddet ve gerginlikler ve terör olayları… Hepimizi derinden yaralayan bu olaylar gösteriyor ki, bütün sıkıntı ve problemlerin çaresi Üstad Bediüzzamandadır. Bediüzzamansız hiçbir çözüm çare değildir. Tek çare onun bütün insanlığın istifadesine sunduğu Risale-i Nur’lardaki ikaz, tavsiye, prensip ve düsturlardadır…

Hüseyin GÜLTEKİN
hgultekin@yeniasya.com.tr

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.