Geçen yıl meş’um Danimarkalı karikatüristin Peygamberimize (asm) hakaretamiz çizimlerini yayımlaması tahrikiyle Paris’te Charlie Hebdo dergisi ve süpermarket saldırılarının ardından daha önce yüzlerce öğrenciyi kaçırıp katleden Boko Haram’ın Nijerya’da bir kasabayı kuşatıp iki bin kişiyi katlettiği gibi, son Paris saldırılarından bir hafta sonra bu kez El Kaide bağlantılı “El Murabitun örgütü”nün Mali’deki otel baskını, İslâm’ı terör üzerinden karalatma oyununun bir parçası.

Her ne kadar Pegida’nın başta Almanya olmak üzere Avrupa metropollerindeki “İslâm düşmanlığı” büyük katılımlı demokratik gösterilerle boşa çıkarılsa da, son saldırılarda açığa çıktığı gibi, Batıda İslâm aleyhine ajitasyon devam ediyor.

AB ve Amerika’da bütün Müslümanların itham edilmesine karşı çıkılıp insanî değerlerle “İslâm karşıtlığına boyun eğilmeyeceği” sağduyulu mesajlarına mukabil terörle İslâm’ın imajını lekeleyip Müslümanlar töhmet altında bıraktırılıyor.

Bu vaziyet, siyonist lobi güdümündeki global müfsid mihrakların, “İslâm-Hıristiyan çatışması” komplosunun sahnelendiğini gösteriyor. Ve Bediüzzaman’ın hadisin mânâsıyla ifâde ettiği, “Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesi”nin bayat, fakat dehşet komplosunu deşifre ediyor. (Şuâlar, 513)

“CİHADİST ÖRGÜTLER” ÜZERİNDEN

Son Paris saldırılarında bir defa daha açığa çıktığı gibi, küresel ifsad şebekelerinin mamulü örgütlerin İslâm’ın imajını kötüleme ve Avrupa kamuoyunun Müslümanlara yakınlaşmasını engelleme menhus maksadına mâtuf olduğu görülüyor.

Maksat, Batı’nın zihin kodlarındaki İslâm karşıtlığı tortularını kışkırtıp eylemlerle, cami kundaklamasıyla, Müslümanlara saldırılarla kin ve nefreti tahrik etmek, “İslâmofobia”yı enjekte ederek mazlûm Müslüman coğrafyalı işgal ve istilâ ile sömürmeye devam etmek.

Belli ki, “ikinci Avrupa” anlamındaki küresel bozguncu odaklar, “cihadist örgütler”i bunun için istimal ediyor. İç savaş ve katliâmlarla Müslüman ülkeleri istikrarsızlaştırıp kaosla çökertmeye uğraşıyor…

Kısacası, söz konusu saldırılara Avrupa başşehirlerinde alarm verilip Batı kamuoyunu İslâm aleyhine sürükleme fitne ateşine su taşıyorlar.

“CİHAD” ADI ALTINDA

Diğer yandan, “cihatçı örgütler”in şiddet eylemleriyle Müslümanlar birbirine kırdırılıyor, Müslüman kanı akıtılıyor.

Çetrefilli mezhebî  ve etnik tefrikalara dayalı çatışmalarla, artan şiddet dalgalarıyla Müslümanlar kamplaşma ve kutuplaşmalara itiliyor, fitne ateşleri alevlendiriliyor. İslâm dünyası insafsızca vahim ve kanlı bir iç savaş kargaşa ve kaosuna sürükleniyor…

Kol gezen fitnede Müslüman kanı akıtılıyor. Silâh ticareti ve kaçakçılığından milyarlarca dolar kazanan uluslar arası silâh tüccarı savaş baronları, İslâm ülkelerinde maşa ve taşeronlara yaptırdıkları terör bahanesiyle “işgal-sömürü projeleri”ni yeniden devreye sokuyor.

“Cihatçı gruplar”ın menfi hareketleri, zâlim ecnebilerin eline koz veriyor, “barış” ve “özgürleştirme” paravanında müdahalelerle “parmak karıştırmaları”na zemin hazırlıyor.

Özetle, İslâm âleminde “Kur’ân’ın ‘cihad’ emri” doğru anlaşılmış değil, cihad âyetleri asıl anlamından koparılıyor. İslâm’ın imajını zedelemek, başta Hıristiyanlar olmak üzere sâir dinlerin mensuplarını İslâmdan soğutmak ve Müslümanları “terörist”-“gaddar” gösterip menfur emellerine ulaşmak uğruna menhus ifsad şebekelerince “cihad meselesi” kasden çarpıtılıyor.

Bu durum, “cihadist örgütler”in İslâm ülkelerinde ve Batı başşehirlerindeki terör saldırıları “cihad” perdesinde yapmaları, öncelikle “İslâm’da cihad” konusunu gündeme getiriyor.

Ve Doğu’nun da Batı’nın da, çağımızın Kur’ân müfessiri Bediüzzaman’ın “müsbet hareket” eksenli “mânevî cihad”târif ve tefsirine ihtiyacını bir defa daha ortaya koyuyor…


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER