5. Ulusal Risale-i Nur Kongresi bu hafta sonu İstanbul’da gerçekleşti. Onlarca ilim adamının aynı sebeple bir araya gelmesinin özel bir anlamı olmalıdır. İçinde bulunduğu toplumun değerlerine yabancılaşmış bir kısım aydınlarımız, akademisyenlerimiz ve bürokratlarımız görmek-anlamak istemese de, Bediüzzaman Said Nursî çağına sığmayan fikirleriyle günümüz dünyasının en çok dikkate alması gereken model isimlerindendir.

Yalnız içinde bulunduğu toplumun değil, dertler deryasında yüzen bütün insanlığın problemlerini çözecek fikirler sunabilmek, Bediüzzaman ismiyle anılmayı hak etmiş Asr-ı Saadet Müslümanına has olmalı. Rousseau, Nitche, Decartes, Marks, Weber, Hegel… hayranlığıyla yetişenlerin Bediüzzaman’ın fikirleriyle karşılaştıkça şaşırmaları, “aa bunu Bediüzzaman mı söylemiş” diyerek şaşkınlıklarını gizleyememeleri bizdeki aydın yabancılaşmasının hangi seviyelerde olduğunu gösteren acı bir tablodur.

Bu bağlamda Risâle-i Nur Kongresi gibi faaliyetlerin bu acı tabloyu değiştirebilecek niteliğe sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Bu tür faaliyetlerle aydınlar Bediüzzaman’ı daha yakından tanıyabilme fırsatını yakalamakta ve böylece Risâle-i Nurlardaki fikirlerin farklı zeminlerde seslendirilmesi imkânı ortaya çıkmaktadır. Bu da insanlığın özlemle beklediği saadet günlerinin gelmesi demektir. Sanırım, bu hafta sonu gerçekleşen Risâle-i Nur Kongresi’nin sonuç deklarasyonlarına yansıyan birkaç maddeyi sizlerle paylaşmak, Bediüzzaman’ın neden model olduğu hakkında fikir verecektir.

1- Devletin dinle ilişkisi, bütün inanç grupları için din ve vicdan hürriyetini sağlayıcı bir laiklik anlayışı üzerine bina edilmelidir.

2- Laik-anti laik çatışmaların çözümü, Bediüzzaman’ın “hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükümet” tarifiyle ortaya koyduğu prensiptedir. (Din ve Siyaset Masası)

3- Türkiye’nin siyasî ve sosyal alanda yaşadığı problemleri çözebilmek için Türkiye toplumunun bütün farklılıklarıyla ve çeşitlilikleriyle barış içerisinde kardeşçe, birlikte yaşayabilmelerinin siyasî çerçevesini çizecek, toplumsal mutabakat zeminine dayalı yeni bir demokratik anayasa hazırlanmalıdır. (Demokrasi ve İnsan Hakları Masası)

4- Bediüzzaman’ın bir akademya projesi olan Medresetüzzehra hayata geçirilmelidir.

5- Anadilde eğitim temel bir haktır; bu hakkın önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. (Kürt Sorunu Masası)

6- İttihad-ı İslâm, Bediüzzaman’ın önemli hedeflerinden biridir. Onun ittihad-ı İslâm anlayışı siyasî bir birlik değil, merkezden muhite gittikçe genişleyen, ferdi ve bütün dünya toplumlarını içine alan bir barış projesidir. (Dünya Barışı Masası)

7- Çağımız sorunlarını geçen asrın başından itibaren itinayla okuyan Bediüzzaman Said Nursî, ailenin gittikçe artan yozlaştırılmasına karşın İslâm dininin inanç ve ahlâk ilkeleri doğrultusunda çözüm teklifleri sunmuştur. Nursî’nin ortaya koyduğu aile modelinin temelinde, tahkiki iman, Allah için sevmek, özellikle de ahirete iman bulunmaktadır. Allah rızasının esas alındığı bu modelde evlilikler menfaat, güzellik ve soy sop üzerine kurulmaz. Ahlâk güzelliğini de içine alan dinî terbiye üzerine kurulur. (Kadın ve Aile Masası)

8- İman, güzel düşünce ve güzel ahlâkın kaynağıdır. Güzel ahlâklı güzel düşünür. Güzel düşünen, güzellikleri görür. Fena ahlâklı ise fena düşündüğünden, fena şeyleri görür.

9- Varlıkların ve ilimlerin hakikati Esma-i Hüsna’dır. Esma-i Hüsna ile fıtrî şeriat ve güzel ahlâk arasında sıkı bir bağ vardır. (İnsan, İman, Ahlâk Masası)

10- Bediüzzaman Said Nursî, gençleri, iman ve marifetullah gibi, iki dünyada mesut edecek yüksek bir hedef göstererek, amaçsızlık ve anlamsızlık anaforundan kurtarmayı amaçlamıştır. (Gençlik Masası)

23.03.2010


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER