Bediüzzaman, Doğu, terör ve eğitim

-Terör nedeniyle okullar kapalı- (Gazeteler)
Bediüzzaman Hazretleri, Doğu’da cereyan eden olumsuz hadiselere, uzun yıllar evvel dikkat çekerek yönetimleri ve  yöre insanlarını uyarmıştır.
Ülke, birlik ve beraberliğinin yanı sıra bölge ve insanının huzurunu kaçıran terör hareketlerinin temelinde, ülke karşıtlığı, dinî değerlere reaksiyon ve maddî menfaatlenme arzu ve isteklerinin tezahürü mevcuttur.
Cereyan eden hadiselere mukabil, vatan sevgisi, manevî değerlerimizin doğru algılanarak yaşanması ve eğitme gerekli önemin verilmesi halinde mevcut problemlerin izale olacağı yönünde dikkat çekerek, düşüncelerini izhar eder, Bediüzzaman…
Onun, Doğu’da cereyan eden teröre ve sosyal hayattaki huzursuzluklara yönelik dile getirdiği çarelerden birisi şudur. Der ki:
“Şark’ta verilecek eğitimde dini ilimler esas alınmalıdır. Vilayet-i şarkiye âlem-i İslâmın bir nevî merkezi hükmündedir. Fünun-u cedide yanında ulum-u diniye de lâzım ve elzemdir. Çünkü ekser enbiyanın şarkta, ekser hükemanın garbta gelmesi gösteriyor ki, şarkın terakkiyatı dinle kaimdir. Başka vilayetlerde sırf fünun-u cedide okuttursanız da, şarkta her halde millet, vatan maslahatı namına, ulum-u diniye esas olmalıdır. Yoksa, Türk olmayan Müslümanlar, Türk’e hakikî kardeşliği hissetmeyecek.” (Tarihçe-i Hayat, 128)
Yönetimlerin, özellikle eğitim mekanizmasının yetkililerinin, Bediüzzaman’ın Doğu’daki problemlere ve eğitime yönelik söylediği bu can alıcı söz ve tesbitlerini iyi anlayıp değerlendirmeleri, ülkemiz ve insanımız adına zaruret arz etmektedir.
Terör belâsının ülkemizde yok olması adına, yaptığı önemli uyarılardan birisi de şudur, Bediüzzaman’ın:
“Bu millet ve bu vatan hayat-i içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak ve büyük tehlikelerden halas olmak için beş esas lâzım ve zarurîdir. Birincisi; merhamet, ikincisi; hürmet, üçüncüsü; emniyet, dördüncüsü; helâl ve haramı bilip haramdan çekilmek. Beşincisi; serseriliği bırakıp itaat etmektir.” (Kastamonu L., 186)
Bediüzzaman Hazretlerinin terör ve anarşinin izalesi noktasında  yaptığı bu sosyolojik tahlil ışığında gerekli tedbirlerin alınıp uygulanması halinde, inaniyoruz ki, bölge insanı ve topyekûn ülkemizde bu belâdan kurtulacaktır.
Mustafa ÖZTÜRKÇÜ Yeni Asya Gazetesi

medresetüz ehraAsr-ı hazır Risale-i Nur Üniversitesi; Medresetüzzehra

Risale-i Nur; telifiyle asr-ı hazır insanı için hazır bir üniversitenin planı ve programı olduğu gibi irşadı, tenviri ve neşriyle de bu üniversitenin tedrisi hazır, yani eğitim eğitim ve öğretim vazifesini yapıyor ve yapmaktadır. İşte, Medresetüzzehra bu üniversitenin adı.
Bediüzzaman Said Nursî’nin, ll. Meşrûtiyetten sonra gezdiği şarktaki aşiretler ile arasında sual ve cevap şeklinde cereyan eden; “Azametli bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi veyahut Bediüzzaman’ın Münâzarâtı” dediği eserinde, zamanın havas tabakası hükmet, eşraf ve siyasî cemiyetinden Mısır’ın ‘’Camiül-Ezher’in kız kardeşi olan, Merdesetüzzehra namıyla dârülfünunu mutazammın pek âli bir medesenin Bitlis’te ve iki refikasıyla Bitlis’in iki cenahı olan Van ve Diyarbekir’de tesisini isteriz. Emin olunuz, biz Kürdler başkalara benzemiyoruz. Yakinen biliyoruz ki, içtimaî hayatımız Türklerin hayat saadetinden neş’et eder’’1. Evet hayatı boyunca ısrarla üzerinde çok durduğu bu medresenin birçok faydalarından birinin de; “Fünun-i cedideyi, ulûm-i medaris ile mezç ve derç ve lisan-ı Arabî vacip, Kürdî caiz, Türkî lâzım kılmak’’2 der.
Evet, kılınmadığı içindirki, bir asırdır bu eğitim eksikliğinin sancıları devam ediyor ve etmektedir. Bin senelik kardeşliğimiz fitne ve fesatla bozuluyor. Elli senedir ülke anarşi ve terörle boğuşuyor. Evet, zamanında medreselerde islâh edilmediği gibi siyasî otoriteler de medreseleri ıslâh etme yerine, türbe, tekke ve zaviyeleri de kapattılar; dinî tedrisatın önü bütünüyle kapattılar.
İşte, Bediüzzaman, bu açığın kapatılması için de Risale-i Nur’un eğitim yerleri dediği,‘’Medrese-i Nuriye”lerin yani medreselerin açılmasını istemiş ve ’’Elbette bizlere lâzım ve millete elzem, şimdi resmen izin verilen, din tedrisatı için hususî dershaneler açılmasına ve izin verilmesine binaen, Nur şakirtleri, mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lâzımdır. Gerçi, herkes bir derece kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz. Hem iman hakikatlerinin izahı olduğu için, hem ilim, (Haşiye) marifet, ibadettir’’ demiştir.
Eski medreselerde beş on seneye mukabil, İnşaallah Nur medreseleri, beş on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor ’’3 buyurmuş.
‘’Hem Münâzarât Risalesinin ruhu ve esası hükmünde olan hatimesindeki Medresetüzzehra’nın hakikatı ise, istikbalde çıkacak olan Risale-i Nur medresesine bir zemin izhar etmek idi ki, bilmediği halde ihtiyarsız olarak ona sevk olunuyordu. Bir hiss-i kable’l-vuku ile o nuranî hakikatın maddî ciheti dahi vucuda gelmeye başladı. Sultan Reşat (merhum) ondokuz bin altın lirayı Van’da temeli atılan o Medresetüzzehra’ya verdi, temeli atıldı. Fakat sabık Harb-i Umumi çıktı, geri kaldı. Beş altı sene sonra Ankara’ya gittim. Yine o hakikate çalıştım. İki yüz mebustan yüz altmış üç mebusun arzularıyla o medresemize yüzelli bin banknota iblağ ederek o tahsisat kabul edildi. Fakat binler teessüfler medreseler kapandı. O hakikat geri kaldı. Fakat Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükürler olsun ki, o medresenin manevî hüviyeti Isparta vilayetinde tesis edildi. Risale-i Nuru tecessüm ettirdi. İnşallah istikbalde, Risale-i Nur şakirtleri, o âli hakikatın maddî suretini de tesis etmeye muvvafak olacaklar’’ 4 müjdesini de vermiştir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin merhum talebelerinden Zübeyir Gündüzalp; “Evet, fen bütün hızıyla ilerlemektedir. Maneviyatta yükselmek de, bununla muvazidir. Maddî alanda bir saatlik yolun bir saniyeye indirildiği bir devri yaşıyoruz. Maneviyat sahası ise, daha sür’atli ve vüs’atlidir. Eski zamanda yarım asırda elde edilebilen ilm-i hakikat, şimdi ise, bir zamanda kazanılabiliyor. Belki de daha az bir müddette aynı semere ve aynı netice hâsıl oluyor. Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve keremiyle bu asır Müslümanlarına lütuf buyurduğu bu kadar selâmetli ve kolay elde edilebilecek İslâmî bir maarifin, imanî bir neticenin mevcudiyetini işiten ve aklı başında olan her insan, hususan her Müslüman, bu zengin servete malik olmak için Nur Risalelerine büyük bir sadâkat ve sevgi ile çalışmaktan nasıl geri kalabilir’’5
“Lillâhilhamd, Risale-i Nur bu asrı, gelecek belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’âniye olduğunu çok tecrübeler ve vakıalar ile körlere de göstermiş.”6
Evet, Risale-i Nurların telifiyle “Bu ihlâslı taife-i mücahidin, küçük bir çekirdek gibi dar bir dairede iken, o çekirdek âlemi istilâ edecek bir şecere-i Tubanın mahiyeti bulunduğu misillü, Ondördüncü Asr-ı Muhammedîde (Aleyhissalâtü Vesselâm) Kur’ân’dan çıkan Risale-i Nurun Anadoluda tulû ve intişar etmesiyle netice neşv ü nema ederek Âlem-i İslâm ve insaniyet kadar genişlemiş ve daha da genişleyecektir.’’7
Evet, çok şükür, bütün zorluk ve engellere rağmen, bugün Anadolu ve dünyanın her tarafında bu medreselerin sayısı çoğalıyor ve gün geçtikçe de sayıları çoğalmaya devam etmektedir. Kemalizmin kıskacındaki Türkiye’nin anarşi ve terör cenderesinden kurtarmanın çaresi; o günün medrese ve üniversitesi ve bugünkü Asr-ı hazır Risale-i Nur Üniversitesine inkilâb etmiş olan Medresetüzzehra’nın kurulmasına ve sayılarının çoğaltılmasına çalışılmalı. Hiç değilse, bugün hali hazırdaki bu medrese ve şahsî manevisini temsil eden, ehl-i hamiyet ve gayretin tesis ettiği, bu üniversitenin çekirdeği ve merkez şubesi hükmündeki ‘’Risale-i Nur Enstitüsü’’ne elbirliğiyle sahip çıkıp tesisine kuvvet vermeli ve bu üniversitenin mana ve muhtevasına uygun neşv ü nemasını sağlamalı.
(Haşiye): Şayet biri biliyor, taallüm etmeye muhtaç değilse, ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur ister. Onun için herkese lüzumlu bir derstir.

Dipnotlar:
1- Münâzarât, sayfa 278.
2- Münâzarât, sayfa 279.
3- Hizmet Rehberi, sayfa 215.
4- Tarihçe-i Hayat, sayfa 447.
5- Nurun İlk Kapısı sayfa 158.
6- Hizmet Rehberi, sayfa 29.
7- Mektubat, sayfa 156.
Ali ATAÇ Yeni Asya Gazetesi  27 Eylül 2015

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.