su“Daha önce hâkimiyeti su üzerinde olan Allah, gökleri ve yeri altı günde (devirde) yarattı.” (Hud: 7.)
Bediüzzaman “Zât-ı Zülcelâl olan Sahib-i Arş-ı Azam’ın, manevî bir merkez-i âlem ve kalb ve kıble-i kâinat hükmünde olan küre-i arzdaki mahlûkatın tedbirine medar dört arş-ı İlâhîsi var” (Lem’alar, 646) der. Biz burada, ikincisi olan “fazl ve rahmet arşı” olan “su”dan bahsedeceğiz.

“Allah Zü’l-Fadl’dır. Yani Cenâb-ı Hak sonsuz fazilet, sınırsız bereket sahibidir, hadsiz üstün ve yücedir, üstünlüğüne sınır yoktur, yüceliği sonsuz kemâldedir, şan ve şerefte eşsizdir, lütuf ve ihsanı boldur, rahmet ve bereketi sonsuzdur, ikram ve cömertliği nihayetsizdir. Cenâb-ı Hak, dilediği kuluna üstünlük, hidayet ve fazilet lütfeder.” (Süleyman Kösmene, R.Nur’da Esma-i Hüsna, s. 124) İşte Allah’ın rahmet, fazilet ve bütün isimlerinin tecellisinin bu kâinatta en mükemmel bir şekilde görünmesi ve yansıması için, en büyük aynalardan birisi de sudur, su ile hayat kemale erer.

Rahmet, incelik, acıma, şefkat, merhamet etme, affetmek ve mağfiret manasına gelir. Allah, Peygamberimize (asm) hitaben “Evet biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ: 21/107) buyuruyor. Rahman ismi rahmet kökünden gelir. Rahman ismi yalnız Allah için kullanılan özel bir isimdir. Aslında Rahman ve Rahim aynı kökten gelen mübalâğalı isimdir, yani bu isimlerin tecellileri çok geniş ve kapsayıcıdır. Bazı âlimler bunlara sıfat veya sıfat isim de diyorlar. Rahman ismi şümullü, yani canlı, cansız, inanan veya inanmayan her şeyi kapsar, fakat Rahîm isminin tecellisi yalnız Müslümanlara hastır ve daha ziyade tecellisi Cennette görülecektir.

Bediüzzaman burada çok önemli noktalara işaret ediyor. Peygamberimiz (asm) döneminde, ilk önce Müslümanların kıblesi Kudüs idi. Peygamberimiz (asm), Medine’nin kuzeybatısında Kıbleteyn Mescidinde namaz kılarken, namaz esnasında gelen İlâhî emir üzerine yönünü Mekke’ye çevirmişti. Namazda bilerek bir kimse yönünü Kâbe’den başka yere çevirirse namazı olmaz. Kıble, namaz için ne derece önemli ise, hayat için de su o kadar önemlidir. Dünyada imtihan sırrı gereği, sebeplere müracaat şarttır. Allah toprak ve su olmadan da hayat sahibi canlıları yaratabilir, hem de yaratmıştır. Fakat imtihan sırrı gereği hayat sahibi canlıları yaratması için ‘toprak, su, hava ve ışığı’ olmazsa olmaz olarak belirledi ve isimlerinin tecellisine birer arş yaptı.

Bilim adamları su için şöyle demişler: “Sudan daha yumuşak ve ince başka bir şey yoktur, fakat önüne çıkan her şeyi sürükleyecek ve parçalayabilecek kadar güçlüdür.” (George Sand) Bediüzzaman, mealen “Genişlen emrini alan su, demir kabı parçalar” der. “Erdemli kişi, hayatını akan su örneğinde olduğu gibi takip ederek şekillendirir. Su ayrım yapmaksızın bütün varlıklara hayat verir, su daima alçak yerlerde bulunur, hiç kimse onu yüksek yerlerde aramaz, bunun için su örnek teşkil eder.” (Loa Tzu) “Su her şeyi temizler, fakat yüz karasını temizleyemez.” (Mevlânâ)

Allah “O sizin için göklerden su indirendir, içecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.” (Nahl: 10) “Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti….” (Nahl: 65.) Peygamberimiz (asm) de su hakkında “Hararet Cehennemden bir kabarmadır. Hararetinizi su ile soğutunuz” diyor. Bir katı madde ısı enerjisi alarak sıvı hale, bir sıvı da yine ısı enerjisi alarak gaz haline gelir. Aynı şekilde vücudumuz da çok ısınırsa, serinleyerek vücut ısısının azaltılması lâzımdır. İşte vücudumuzun ısısı yükseldiği zaman, su ile yıkanırsa, vücut ısısının (enerjisinin) bir kısmı bu suyu buharlaştırır, bundan dolayı vücut ısısı azalır ve serinleriz. Genelde sıcak ülkelerde yaşayan Müslümanlar ve bazı hak mezheplerde, abdest alınca uzuvları havlu gibi şeylerle silmelerinin mekruh olmasının sebeplerinden birisi de bu olsa gerek.

Başka bir hadiste “Öfke şeytandan yaratılmıştır. Şeytan da ateşten yaratıldı. Muhakkak ateş su ile söndürülür. Biriniz öfkelenince abdest alsın.” (Ahmed bin Hanbel) buyurulur. Vücuttaki sinyaller elektrik enerjisine dönüştürülerek, sinir sistemi ile beraber gerekli yerlere iletilirler. İnsan öfkelenince, aşırı bir elektrik enerjisi yükü sinir sistemine yüklenir. Bu da normal sinyalleri bozar, sistemde karmaşaya yol açar. İşte öfke anında, insan vücudunda oluşan aşırı elektriklenme, su ile vücuttan atılıp sistem normalleşmezse insanın dengesi bozulur. Öfkelenince ya abdest almalı veya temiz bir toprağa teyemmüm yapar gibi elimizi yüzümüzü sürerek, fazla elektriği toprağa verip vücudu sakinleştirmeli.

Kimya susuz düşünülemez, bütün kimyasal olaylar sulu ortamda gerçekleşir. Vücuttaki zehirli maddeler ile toksinler su ile böbreklerden süzülerek dışarı atılır. Vücuda yararlı olan mineraller, vitaminler ve tuzlar suda çözülerek gerekli organlara ulaştırılır. Vücudun ısı dengesi kalorifer sistemi gibi su ile sağlanır, sinir sistemi ile sinyaller ancak sulu ortamda iletilebilir, su olamazsa insan derisi kurur, ancak su ile yumuşak kalabilir,  bunun içindir ki bir insan, su içmeden ancak on gün kadar yaşayabilir.

Allah suya çok önemli özellikler verdi. Bunlardan biri, her ısınan şey genişler, yoğunluğu azalır, her soğuyan şey büzülür yoğunluğu artar. Su ise hem ısınınca genişler yoğunluğu azalır, hem de soğuyunca genişler yine yoğunluğu azalır. Bundan dolayı sular donunca hafifliyor ve buzlar su yüzeyine çıkıyor, bu şekilde buzların altında sularda canlılar çok rahat bir şekilde yaşayabilirler. Sularda yaşayan canlıların sayısı karada yaşayanlardan hem sayı olarak, hem de çeşit olarak fazladır. Canlıların vücutlarının büyük bir bölümü sudur, insan ve hayvanların oluştuğu yumurta olsun sperm olsun çok büyük oranda su ihtiva eder, susuz ortamda canlı kalmaları mümkün değildir. Allah’ın bir arşı olan su hakkında ne kadar çok şey yazılırsa bile azdır.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER